Taşranın içine kapanık dünyasından dışarıya açılan tek pencere askerlik. Askerlik, köyünden çıkmamış gençlere dünyanın kaç bucak olduğunu gösterir. En büyük tecrübe odur. Yaban ellerde, yaban çocuklarla gerçek bir disiplin altında pişer delikanlılar. Görmedikleri yerleri görür, duymadıları şeyleri duyar, bilmedikleri bilgileri öğrenirler. Askere gidip gelenin gözü açılır, ufku genişler. Askerliğini yapmış olmak bir olgunluk belirtisidir. Bugün dahi bu böyledir. Çoğu yerde askerliğini yapmamış delikanlıya kız vermezler.
Nasıl?
Unutarak!
Unutarak mı?
Elbette!.. Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında.
Ya hatırlamak!..
Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup kâh hatırlayarak.
Medeniyetimizi oluşturan manevi dinamiklerin dışa dönük zâhiri bir zenginlik ve gösterişi değil; içedönük bir derinlik ve yüceliği hedef aldığını söyleyebiliriz.