Bir gün bir yerde buluşsak. Bir saat, bir saatçik, mini mini bir saat bana yeterli gelir. Elverir ki sizin havanızı teneffüs edeyim, kokunuzu içeyim, sesinizle sarhoş olayım. Bana bu saadeti çok görmeyeceksiniz, eminim.
Ah, ya Rabbi dünyada şefkat, af, insanlık gibi güzel şeyler varken neydi bu insanlardaki vahşilik ki hâlâ birbirlerini yiyor, hâlâ birbirlerini yemekten zevk alıyorlardı?
Yaşayan üzülüyordu. Hayat en güçlü bağları, en derin aşkları bile işleyerek, en ateşli ilgileri bile söndürerek her şeyi kemiriyor, kemiriyor, kemiriyordu. Dünyada yaşamak kadar tüketici, yok edici bir kuvvet daha bulunamazdı. Yaşamak, her an mahvolmaktı.