Tefekkür, aynı zamanda ilimle de yakından ilişkilidir. İlim öğrenmek, Allah'ın kâinata koyduğu kanunları, yarattığı varlıkların özelliklerini bilmek, tefekkürü daha da derinleştirir. Bir biyoloğun bir hücrenin yapısındaki mucizeleri, bir astronomun evrenin büyüklüğü karşısındaki hayreti, bir fizikçinin atomun içindeki o muazzam enerjiyi keşfetmesi, eğer imanla birleşirse, kişiyi Allah'a daha da yaklaştırır. Çünkü ilim arttıkça, Allah'ın sanatı ve kudreti daha net görülür. (“...Kulları içinde Allah’tan ancak âlimler korkar (O’na karşı derin bir saygı duyarlar)...” (Fâtır Suresi, 35/28)).