Mustafa GÖKMEN

Mustafa GÖKMEN
@Mustafi23
Seyahat edemeyen Seyyah....
Sen ağlama, ne olur ağlama! Özgürsün, prangalarından kurtuldun. Ruhu kelepçeli olan biziz, Esaretin bedelini, katı kalplerimizle ödüyoruz. Ödeyebildik mi, onu da bilmiyorum? Sen ağlama, ne olur ağlama! Duymaz oldu kulaklarımız, sızını. Daha fazla rahatsız etme, sus, sessizce çekil git! Diyemiyoruz, dememeliyiz, diyemeyiz de, demeyiz de. Paramparça bir yürek, monteli bedene. Taşıyabildik mi, onu da bilmiyorum? Sen ağlama, ne olur ağlama!
Gazze
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
On binlerce çocuk, Büyümeden, el ele tutuşamadan Okula gidemeden, sevmeden özgürce özgürlüğü Koklayamadan gülleri, nergisleri, papatyaları ve laleleri Ne olmak istiyorsun? Sorusuna muhatap olamadan, Büyüme hayali olmadan, çocuklaşmadan, çocukluğu yaşamadan Daldığı uykudan, uyanamadan; uyanma hevesinden mahrum bir mahmurlukla Evim dediği, gözünü açtığı odada el sallayamadan bırakıp gitmek zorunda kalan On binlerce çocuk. Bize de yazıklar olsun… Mustafa Gökmen
Gazze
Barış Perisi
Paraşütler şemsiyen, dikenli teller telin, gaz maskeleri duvağın... Böyle giyinmiş, kuşanmış nereye gidiyorsun, Barış perisi? "Yıldırım harbi" diyorsun, "siper harbi, atom harbi" diyorsun, "mayın, radar, füze, roket" diyorsun.. Peri dili bu mudur, Barış perisi?
Sayfa 112·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Yağmakta gökten damla damla kurşun, Islatmakta küçük bedenleri kanla, kinle Romantik değil bu ıslaklık, üşümüyor da insan Hazin bir nefes darlığıyla son bulmakta hayat Diridir o, ölmez, ölemez, haber var gökten Hak buyurdu, onlar icabet etti davete Kaldık yayan, topallamakta ayaklarımız İçimiz içimize sığmıyor, oysa yapıştık dünyeviye Oysa kanatlanmak, uçmak, kurşun değil Buseler kondurmak için çiselemeliydik gökten. Düşmeliydik, şen şakrak sabilerin yanaklarına Kollarıyla silselerdi ıslaklığı, sinseydik tenlerine Toprağa düşseydik damla damla, birikse benlerimiz Minnacık ayaklarıyla zıplasaydı çocuklar, ıslak ıslak Kefene değil, sıcak yuvalarında anne kucağında Battaniyelerine sarılsalardı huzurlu evlerinde. Böyle olmamalıydı, oldu ama bitmedi Kısır döngü nereye kadar, yetmez mi herkese dünya? Acıları mı reva gördük birbirimize? Acı da acır mı acıyan yüreğimize, kupkuru kalbimize? Döndük yüzümüzü, tıkadık kulağımızı, çektik elimizi, Kurtulamadık vicdansız vicdanımızdan ve asık ruhumuzdan
Şiir
Aptala 'Zeki', cimriye 'Kerim', yazılıya 'Şefîk', alçağa 'Yüksek', namussuza 'Afîf' diye Ad verme...
Sayfa 68·Kitabı okudu