Ortaçağ boyunca hakim bir güç olarak varlığını sürdüren kilise, kutsal kitabin inananlar tarafından okunup yorumlanması bir yana, farklı dillere tercüme edilmesine izin vermemekteydi.
kilise otoritesinin sarsılması sonucunda, incilin farklı dillere tercüme edilebilmesi, zamanın mistik ve bireyci felsefe anlayışlarının etkisiyle birlikte, din anlayışında da, daha özgürlükçü yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açtı.
bilimsel dünya görüşü açısından, bilimin insana sunduğu kesinlik ve evrensellik ideali, pratik izdüşümleriyle birlikte, insanın mitolojiden, dini ve metafizik spekülasyonlardan kurtulmasını sağlayacağı gibi, daha müreffeh bir yaşamın da yegâne teminatı olmak durumundadır.
Aydınlanma düşüncesi açısından akıl, ahlâkî, dinî ve politik sorunlarda en yüksek başvuru kaynağı olduğundan, bütün inançları, kanunları, sanat eserlerini ve kutsal metinleri yargılama kriteri hükmünde olup, kendisinin herhangi bir kriter tarafından yargılanması söz konusu değildir