İlâhî! Hamdini sözüme sertâc ettim,
Zikrini kalbime mi'râc ettim,
Kitabını kendime minhâc ettim.
Ben yoktum vâr ettin, varlığından haberdâr ettin, aşkınla gönlümü bîkarar ettin.
İnayetine sığındım, kapına geldim,
Hidayetine sığındım lûtfuna geldim,
Kulluk edemedim afvına geldim.
Şaşırtma beni, doğruyu söylet, neş'eni duyur hakikatı öğret.
Sen duyurmazsan ben duyamam,
Sen söyletmezsen ben söyleyemem,
Sen sevdirmezsen ben sevdiremem.
Sevdir bize hep sevdiklerini,
Yerdir bize hep yerdiklerini,
Yâr et bize erdirdiklerini.
Sevdin Habibini kâinata sevdirdin.
Sevdin de hıl'atı risaleti giydirdin.
Makam-ı İbrahim'den Makam-ı Mahmud'a erdirdin. Serveri asfiyâ kıldın.
Hatemi Enbiyâ kıldın. Muhammed Mustafa kıldın.
Salât ü selâm, tahiyyât- ü ikram, her türlü ihtiram ona, onun Âl-ü Eshab-ü etbaına Ya Râb!
Biteviye Amin Ecmain
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır.
Divan hazır.
Ferman hazır.
Kurban hazır.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil,
Maraz değil,
Gülce bir afet.
Peri değil,
Huri değil,
Gülce beyaz sihir.
Gülce ölümcül naz.
Buram buram zehir.