Ama insanı uykulu ve kendinden memnun kalmaya sabitleyen aslında acı çekmediği ama kendine acıdığı, aslında büyük bir dertte olmadığı ama söylenip durduğu, kendine yana yakıla içinde hakikat taşımadan feveran ettiği her gününü çektiklerine saymasıdır. Halbuki çok çok az insan gerçek bir acıyı, gerçek bir hakikat anını çok seyrek içine çeker ve bu öyle bir cevherdir ki bir zerresi hiç bilmeyen ile dumanına maruz kalmış olanı birleşmemecesine ayırır.
İnsan aslında çok az bir gayreti, birkaç zamanlık mahzunluğu, diğerinden ayrıldığı her anı.. ona büyük ödüller olarak geri döner. Bir koca hayatta insan aslında çok kısa bir sürede çok az şey yapmıştır o elinde büyür.
Başlamak her zaman bir feveran değil midir, başka türlü olamayacağından dolayı atılan adımdır yürümek değil, tutunmaktır kola girmek değil. Ama bitiş yol ister, hep gitmek ve gide gide birmek ister. Hâlbuki insan zaten bittiği için başlar, çaresizlikten ve başka yol bulamadığından başlar.