Ağaçların altından sözsüz geçmek, üstüne akan çam reçinelerinin akıttığını toplayamamak, gece öten kuşa derdini, yavaşça suya giren ördeğe suyu soramamak ne zor.
İnsanlar elbette belli bir zaman ve mekânda yaşarlar ve ortaya çıkardıkları eserler, içinde yaşadıkları şartların sunduğu imkânlarla yakından irtibatlıdır. Fakat toplumların bu şartlara nasıl yaklaştığı, onlarla nasıl bir ilişki kurduğu ve nasıl bir dönüşüm gerçekleştirdiği, basit bir determinizm ile izah edilemez. İnsan olmanın temel vasfı bu şartların üzerine çıkabilmektir.
Yaşadığımız sürece ele geçirmemizin imkânsız olduğundan emin olduğumuz şeyin peşini niçin bırakmıyoruz?..
Ele geçirmemiz imkânsız olan şeyin peşini aradığımız o şeyi bulmaya lâyık bir kişi durumuna yükselebilmek için bırakmıyoruz. Ömrümüzde hasretini çektiğimiz o şeye asla kavuşamayacağız, bu kesin; ama ömrümüzü o şekilde sürdüreceğiz ki her aşamada aramayı göze aldığımız şeyi hak eden biz olacağız.