Mustafa Toy

Mustafa Toy
PDR
Lisans
Ceyhan
42 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sevgiye inanıyor musun?
Dikkatimi ördeklere verme zamanı gelmişti. Paketten bir galeta daha aldım, birkaç küçük parçaya böldüm ve ördeklerin olduğu yere fırlattım. "Ördeklerin sevgisini mi kazanmaya çalışıyorsun?" dedi, rüzgardan önüne gelen saçlarını kulaklarının arkasına alarak. "Köpeklerde işe yarıyor, ördekleri bilmiyorum," dedim. "Şimdilik sadece onları beslemek iyi olur diye düşündüm. Baksana, ne zamandır buradalar. Bize arkadaşlık ediyorlar." "Sevgiye inanıyor musun?" "Evet, sevgiye de iyileştirici etkisine de inanıyorum ancak tazelenmesi gerektiğini düşünüyorum." "Yeni birilerine aşık olarak mı?" "Hayır, öyle değil. Aynı iki insanın birbirine olan sevgisinin devamlılığı için yenilenmesi, yeni birşeylere dönüşebilmesi önemli." Başka bir dilde konuşmuşum da söylediğimi anlamakta zorlanmış gibi bir ifadeyle yüzüme bakıp, "Kulağa garip geliyor, ilgimi çekti," dedi. "Sevgi neye dönüşebilir sence?" Galeta ufalamaya son verip sandalyemde doğruldum. Artık sadece yüzümle değil bütün vücudumla ona dönük bir şekilde oturuyordum. "Yalnızca 'Seni seviyorum!' cümlesinin etrafında dönen bir sevgi ve ilişki biçimini uzun vadede sürdürülebilir bulmuyorum. Birlikte çıkılan bir yol olmalı. Sıkı sıkıya tutunulan bir dava olmalı.
Sayfa 133·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Reklam
Tutkulu Hayat...
Sorularım bitince Tizzano en sevdiği oyuncağını göstermek isteyen çocuk edasıyla beni peşine takıp atölyenin asma katındaki ofisine çıkardı. Tutkulu bir adam olduğunu arabaların kusursuz halinden anlamıştım ancak bu kadarını beklemiyordum. Buz mavisi bir arabayı müthiş bir simetriyle ortadan ikiye bölmüş, önünü kendine çalışma masası yapmış, arkasını ise ofise gelenler otursun diye bir başka köşeye koymuştu. Çalışma masasının sağını solunu incelerken, aklıma sevdiği şeylere farklı formlar verip onları bir şekilde hayatında tutmaya devam eden dedem geldi. İzmit'teki küçük çiftliğinde evde artık kullanmadığı eşye ve mobilyaları kimsenin aklına gelmeyecek şekillerde değerlendirir; ördeklerine, kazlarına, koyunlarına ve daha bir sürü hayvanına alternatif yaşam alanları yaratırdı. Marangozluktan süt sağmaya, küçük baş hayvancılıktan boyacılığa kadar sayısız konuda hem yetenekli hem de bilgiliydi. Şimdi, hemen şu an bir çocukluk anıma ışınlanma fırsatım olsa, onunla balık tuttuğumuz günlerden birine, hatta belki de bana balık tutmayı öğrettiği o ilk güne gitmeyi çok isterdim. Ucundaki titreşimleri parmaklarımda hisseder hissetmez tekneye var gücümle çektiğim misinanın tüm kancalarında bir istavrit olduğunu görünce, bana bıyıklarının altından kocaman bir "Aferin!" çekip sarılmıştı. Sanırım çocukluk hatıralarımda dedemin yerinin ayrı olmasının en önemli sebebi, bana kendimi becerikli hissettirecek şekilde davranmayı iyi bilmesiydi.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Hayata Dair
Varlığın Amaçsızlığı...
Varlığın amaçsızlığı büyük tehlike. Kafelerde hiçbir şey yapmadan vakitlerini geçirirken can sıkıntısı suratlarından okunan insanlara mutlaka tesadüf etmişsinizdir. Bu kimseler için gayesizlik, ruha bulaşmış bir hastalık gibi adeta. Günden güne öldüren, her derin iç çekişte ruhun geri kalanına biraz daha nüfuz eden bu derdin tek devası merak olmalı. Peşinden gitmeye, uğruna zaman harcamaya değer bir şeylere duyulan merak, beraberinde er ya da geç hayatın anlamını, varlığın sebebini ve kendini gerçekleştirme hevesini getirecektir. Hayatın bütününe yayılması uzun sürecek olsa da günü kurtarmanın hiç de fena bir yolu değil.
Sayfa 92·Kitabı okudu
İnsana Dair
DUYULARLA SEYAHAT...
Birinin sosyal medya hesabında gördüğünüz o popüler kahveciye gitmek, sizi aslında sizin zevklerinize daha çok hitap eden yerler görmekten alıkoyacaksa, oraya gitmeyin. Yürüyüşleriniz tamamen sizin ayak izlerinizden oluşsun, başkalarınınkinden değil. Seyahat ederken kendi yolunuzu bulmalısınız. Yapılmışı yapmak, gidilmişi gitmek, yenmişi yemek olmamalı tüm gayeniz. Hasbelkader bir başkasınınkine benzese de günün sonunda, siz kendi akıl ettiğiniz yoldan gidin. O sokakları siz seçin, sizin yerinize seçilmişi izlemeyin. Şehrin merdivenlerinde ya da favori sokaklarınızın kaldırımlarında oturup zamanın akıp gitmesine biraz izin verdiğinizde hem şehirle hem de insanlarıyla bağ kurmaya başlamanız mümkün. İhtiyacınız olan, biraz merak biraz da hayal gücü...Seyahat halindeyken karşılaştıklarınızı içselleştirebilmek, kafanızdaki sesleri susturma, olayları gerçekte oldukları gibi görme, ön yargıdan, yargılamadan ve egodan bağımsız olma yeteneklerinizi bir adım ileriye taşıyacak.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Hayata Dair
Karşılaşmalar ve Terbiyeli Gözler
Kişiliğimizdeki varlığını daha önce fark etmediğimiz özelliklerimizi keşfetmenin yolu, kendimize yabancılaşmaktan geçiyor. Bu yabancılaşma her yanına hakim olduğumuz bir şehrin veya ülkenin dışına çıktığımız andan itibaren başlıyor. Bildiğimiz yerlerin uzağında bulunmak, beraberinde -başkaları tarafından- daha az kontrolü, gözetimi ve bilinirliği getiriyor. Bizi bilenlerin olmadığı yerlerde olmak, bizim bilmediğimiz yerlerde olmakla birleştiğinde kendimizi kaçınılmaz olarak egzotik bir haletiruhiyede buluyoruz. Sur dışındaki hayatımızı -veya başka hayatları- merak ederek adım attığımız ve bulunduğumuz yeni yerlerde geçirdiğimiz her an biraz daha pekiştirdiğimiz bu gönüllü yabancılaşma hali sayesinde, bir çeşit karakter inşasına başlıyoruz. Ancak bu inşayı sıfırdan başlayan bir süreç olarak görmek yanlış olur. Seyircisiz dolup taşan spor salonu ve stadyumların tümden bir yıkım yerine tribün tribün büyümeyi tercih etmesiyle benzerlikler taşıyan bu süreç sayesinde yenileniyor, dünyanın geri kalanına biraz daha dahil olma fırsatı yakalıyoruz. Durumun güzel yanı ise Montesquieu'nün İran Mektupları'ndaki diyaloglardan birinde bize aktardığı üzere, yabancısı olduğumuz yerlerin iç meseleleriyle yakından ilintili olmak zorunda olmayışımız. Zira sırada bekleyen; yabancısı olunacak bambaşka yerler var ve biz, başkalarının üzüntüsünü kendimize yük etmemiz gereken en son yer olan yerde; yoldayız. "Vilayet ve krallıklar dolaşıyorsun, üzüntüler sana tesir edemiyor, karşına her an yeni şeyler çıkıyor, gördüğün her şey seni tekrar oluşturuyor, böylece zaman sen hissetmeden geçip gidiyor."
Sayfa 21 - Montesquieu·Kitabı okudu
Hayata Dair
Reklam