Mustafa Toy

Mustafa Toy
PDR
Lisans
Ceyhan
42 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Toprak yolda serviler...
Toprak yolda birbiri ardına dizili servilerden birinin gövdesine sırtımı yaslamış portakal yiyorum. Yanımdan geçen arabalar beni görünce lastikleri toz kaldırmasın diye yavaşlıyor, "camminatore" (İtalyanca 'yürüyüşçü') olduğumu anladıktan sonra kornalarıyla selam vererek yola devam ediyorlar. Bir süredir haritaya bakmıyorum. İçten içe yolu uzatmak, kaybolmak, karşılaştığım şeylerin tuttuğu ışığın vurduğu yerde zaman zaman kendime denk gelmek istiyorum. Öyle anlarda eski kavgalar, küslükler anlamsız kırgınlıklar önemini yitiriyor. Geriye yalın ve özgür bir benlik kalıyor. Eğer kendimi bırakmazsam, kafamın içindeki sesler kaygıya, kaygılarsa asla gerçekleşmeyecek senaryolara son yazan birer felaket tellalına dönüşüyor. Bazen o sesler öyle bir hızlanıyor ki onları takip edeceğim derken kafamın içinden eski bilgisayar kasalarındaki işlemcilerin sistem gereksinimleri yüksek bir oyunu açmakta zorlanırken çıkardığı seslere benzer sesler geldiğini duyar gibi oluyorum. Her neyse, toprağa çıplak ayaklarımla yeterince bastım...
Sayfa 208·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
Reklam
Kaplumbağa ve Kuş...
Roma'nın kırmızı gagalı, geveze yeşil papağanlarının oturduğumuz yeri çevreleyen şemsiye biçimindeki çam ağaçlarının arasından birbirine laf atışlarını izlerken, aklıma balkondan balkona bağıra çağıra sohbet eden Napolililer geldi ve kendi kendime kikirdemeye başladım. Aslında bu vesileyle Ezgi'ye biraz Napoli'deki gözlemlerimden ve elbette ki pizza sevgimden bahsetmek istiyordum ancak o, yönelttiği bir soruyla ruh halimi büsbütün değiştirdi. "Eğer iki hayvanın karışımı olsaydın, bunlar hangi hayvanlar olurdu?" Soruyu yanıtlamak için biraz düşünmek istediğimi söyledim ve ellerimi başımın arkasında toplayıp çimlere uzandım. Az sonra Ezgi, "Bu kadar düşünme, ilk aklına gelenleri söyle işte ya" dedi. Daha içgüdüsel bir cevap istiyordu...Aklımdan geçenleri sıralamaya başladım. "Kuşların bir oraya bir buraya özgürce kanat çırpışlarına elbette ki imreniyorum. Ancak bir yandan da göründükleri kadar özgür olmadıklarını düşünüyorum. Yuva için ağaçlara, yaşamına devam etmek için göçmeye mecbur olan bir canlının özgürlüğü, tam olarak nerede? Yani başka faktörlere bağlılığı bu denli kuvvetli olmak zorunda olan bir hayvanın ne gibi bir özgürlüğü olabilir? Her neyse, madem bir evleri yok ve gittiği her yeri eve geçirmek zorundalar, onları, daha doğrusu olmak istediğim hayvanı bu yükten kurtarayım. Uçabilen ve gittiği her yere o sert kabuklu, korunaklı evini de götürebilen bir kaplumbağa olmayı çok isterdim. Kuvvetli kanatlarım beni istediğim kadar uzağa götürür, kemiksi kabuğumsa yeri geldiğinde içinde huzur bulduğum evim olurdu. Bir nevi kanat çırptığım her yeri zahmetsizce yuvaya dönüştürebilirdim."
Hayata Dair
Doğanın baştan çıkarıcı güzelliği...
Doğanın baştan çıkarıcı güzelliğine aldanmadan yoluma devam etmek zor olsa da Castello di Cefalu'dan geriye kalanlara nihayet ulaşabildim. Palermo ile Messina arasında denizden seyr için en önemli kılavuzlardan biri konumunda olan kalenin tarihi, on dördüncü yüzyıla kadar uzanıyormuş. Dönemin yerleşim yeri, şu an üzerinde yürüdüğüm bu dev kireç taşının tam üstünde bulunduğu için kalenin çevrelediği alanın hemen her yanında kalıntılara rastladım. Böyle yerlerde aklıma Likyalı birinin (ya da Yunan şair Yannis Ritsos'un) yazdığı varsayılan şu meşhur şiirin dizeleri geliyor: Beni bulamazsan üzülme, Eşyalarımı bulacaksın Kestiğim taşları, açtığım yolları, İşlediğim heykelleri bulacaksın Ve göreceksin ki binlerce yıl öteden, Parmak izlerimiz değecek birbirine
Sayfa 169·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
İnsanlar ve yemek...
Neyse ki insanların yemekle; onu hazırlayarak, onun hakkında konuşarak, araştırmalar yaparak, Yasal düzenlemelerle bir standarda oturtarak ve en nihayetinde onu afiyetle yiyerek münasebette olduğu bir ülkedeyim. Gözlerim olmasa burnum, burnum olmasa kulaklarım sayesinde eninde sonunda bir yere oturup sabırsızlıkla tabakların birer birer masaya gelmesini bekleyecektim. Tabak demişken; restoranlarda ne olup bittiğini, tabağın önüme gelene kadar kaç el değiştirdiğini gözlemlemekten büyük zevk aldığımı itiraf etmem gerekiyor. Hani diyor ya Sezen Aksu, "Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir," diye; ben bunun benzerini tabaklar için düşünüyorum. Garson telaşından geçmemiş, onların gözlerindeki kaygıya şahit olmamış tabakların lezzetinden her daim şüphe ederim. Kollarına birer ikişer dizdiği tabakları, telaşlı adımları, kulakları mutfakta gözleri masalarda halleriyle garsonlar, bence bir nevi performans sanatı sergiliyor, taşıdıkları tabaklara en az o tabakları hazırlayanlar kadar can katıyorlar. Bu yüzden, gittiğim yerlerde daima önce hal hatır soruyor, sipariş aşamasına daha sonra geçiyorum.
Sayfa 159·Kitabı okudu
İnsana Dair

Mustafa Toy

, bir kitap okudu
10/10
·234 syf.·
Beğendi
·
14 günde okudu
·
2024 35. kitabı
Gökhan Kutluer
8.8/10 · 40 okunma
Reklam