Madenci duygularla değil, düşüncelerle konuşuyordu o gece; yani öyle olduğunu söylüyordu, akılla konuşuyormuş, kalbin sesiyle değil.
Madenci aşkın mutlulukla bir ilgisi olmadığını söylüyordu; aşkı mutluluk, sevgi, bağlılık gibi şeylerle ilişkilendirmeden, tek başına düşünmek gerektiğini.
"En yakın benzeri tutkudur, ikisi de akıl tanımaz," diyordu.
"Aşk ateşe yürümek demektir," diyordu "ya da aşk seni ateşe çeker, pervane ışık gibi, er geç yanacaksın, ama yandığına değer. İyi de insan bu hastalık için mi yaşıyor yanş diye sorarsan, evet, aşk yoksa yaşamaya değmiyor bu hayat."