Olayların, karşılaşmaların, izlenimlerin büyük çoğunluğu, hayatlarımızı ya da şirketlerimizin kaderini pek etkilemez. Evimin yakınlarındaki bir kafede bu satırları yazdığım sırada yanıma oturan en az beş-altı kişiye selam vermişimdir. Şu an kim olduklarını bile zar zor hatırlıyorum ve bildiğim kadarıyla hiçbirinin hayatıma önemli bir etkisi olmadı. Her gün çok sayıda insanla karşılaşırız ancak bu insanlar bizi yolumuzdan döndürmez. Ya bildiğimiz ve yaptığımız şeyleri destekleyen insanlardır ya da herhangi bir etki yaratmayan insanlar. Ancak, elbette, yeni bir şey görmemizi, farklı bir yol seçmemizi, her şeyi değiştiren bir karar vermemizi sağlayan anlar da vardır; o an farkına varmasak bile. Eğer hayatımızın ya da şirketimizin yolculuğunu baştan izleyebilseydik, belirli anların, karşılaşmaların, olayların, izlenimlerin ve kavrayışların, diğerlerinden çok daha önemli olduğunu görebilirdik. Bunlara, "kader anı" adını veriyorum.
Malcolm Gladwell, Çizginin Dışındakiler kitabında herhangi bir girişimde başarıya ulaşmanın sırrının, yetenek değil, yaklaşık 10 bin saat pratik yapmaktan geçtiğini söyler. Eğer bu formül doğruysa, başarının öngörülebilir yollardan elde edilebileceği söylenebilir.
Gladwell'in "10 bin saat" fikri, K. Anders Ericsson'un araştırmalarına dayanıyor. Ericsson 1990'ların başlarında iyi kemancılarla büyük kemencıları ve büyük kemancılarla virtüözleri ayıran özellikleri incelemeye başlamıştı. Şaşırtıcı ve yetenek konusundaki yaygın inançlarımıza ters düşen şeyler buldu. Keman çalma "yeteneği" diye bir şey olmadığını ortaya çıkardı. Farkı yaratan tek şey, kemancının ne kadar pratik yaptığıydı.
Bu açıdan bakıldığında, başarı için yetenek piyangosunda büyük ikramiye kazanmaya gerek olmadığı ortaya çıkıyor. Başarı çok çalışarak ve odaklanarak elde edebileceğimiz bir şeydir. Başarıya dair bu görüşü destekleyen birçok isim vardır. Geoff Colvin 2008'de yayınlanan Yetenek Dediğin Nedir Ki? adlı kitabında, başarının anahtarının pratik olduğunu savunur. Yo-Yo-Ma belki de yeryüzünde viyolonsel çalışmaya en çok zaman ayırmış insandır. 20'sinde süperstar statüsüne kavuşmuştu ve hala da öyle. David Shenk de The Genius in All of Us adlı kitabında benzer bir görüşü savunur. Shenk kitabında topun atıcının elinden çıktığı anı görme ve nereye gideceğini kestirme konusunda inanılmaz bir becerisi olan beyzbol efsanesi Ted Williams'tan söz eder. İnsanlar bunu Ted'in benzersiz doğal becerilerine yorar. Ted, bunun doğru olmadığını söyler. "Bu beceriyi ortaya çıkaran şey, çalışmak, çalışmak, çalışmaktan başka şey değildir."
İşin sırrı, yılmadan, kararlı ve bilinçli bir şekilde çalışmaktır.
Sayfa 37 - Malcolm Gladwell K. Anders Ericsson Geoff Colvin Yo-Yo-Ma David Shenk Ted Williams·Kitabı okudu
Bir insanın başarının şifresini çözüp çözemediğini ortaya çıkarmanın (garantili olmasa bile) en iyi yolu, aynı başarıyı tekrar edip etmediğine bakmaktır.