Mustafa.y

Mustafa.y
@Mustyfa
25 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
"Yüz bin pişmanlıkla bir yalnızlık büyüttüm Yine bir insanla çiçeklendim korulandım.” Şükrü Erbaş Otların Uğultusu Altında
Alıntı
Reklam
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük asker oldu. Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini. Güneş kararttı tenini, Mehmet’in aklı erdi. Hatırladı! Babasının gövdesini toprak yaptığını, Anladı! Babası nasıl toprak oldu. Mehmet Mehmetçik oldu. Çelik oldu. Duvar oldu. Çanakkale geçilmez oldu. Ateş kustu düşman, mermi kustu, bomba kustu. Durdu Mehmet! Çöktü dizlerinin üstüne. Kan vardı göğsünün üstünde. Alnını toprağa koydu, toprak kan oldu. Yattı toprağın üstünde kırk günlükken yattığı gibi. Tuttu toprağı kırk günlükken tuttuğu gibi. Mehmet şehit oldu. Mehmet toprak oldu, toprağa renk oldu, Bitki oldu, yaprak oldu. Bayrağa kırmızı oldu. Gelin kızın halısına boya oldu, desen oldu. Koyuna kuzuya çimen oldu, yün oldu, iplik oldu. Ustanın elinde çanak oldu, çömlek oldu. Aşığın dilinde türkü oldu. Binlerce Mehmet Şehit oldu. Binlerce Mehmet toprak oldu. Toprak bize vatan oldu! Fikret Tunç
Refaat ALAEER (Filistinli Şehit Gazeteci)
İlla ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın… Hikayemi anlatmak için… Eşyalarımı satıp bir parça kumaş ile uzun kuyruklu ve beyaz teller satın almak için… Gazze’de, bir yerde bir çocuk, cennetin gözlerinin içine bakarken, Kendi bedenine bile veda etmeden giden babasını beklerken, uçurtmayı görür… Senin yaptığın uçurtmayı, Ve bir an için bir meleğin ona sevgiyi geri getirmek için orada olduğunu düşünür. Eğer ölmem gerekiyorsa, umut getirsin, Bir masal olsun bu uçurtma…
İnsana en çok şiir yakışıyor, Sonra yeryüzüne yağmur, Gökyüzüne mavi... Ve en çok insana vefa yakışıyor, Yüreğe sevda, Gözlere haya... Ve en çok yaşamak yakışıyor, İnsanca, sevdaca, duruca Ahmet Telli
Susmak yalnızlığın ana dilidir, Ömür hanım, şiiridir, beni konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben, kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yüreğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...Yalnızım Ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi karanlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...Sularım toprağa sızıyor bak. Yüzümü geceler örtüyor. Binlerce taş saklanıyor içimde. Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle? Şükrü Erbaş