Kendini tanımak. Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acıların, utançların, zilletlerinle aynısın. Rüyaların, hayallerin, dileklerinle bir başkası.
İnsanlar, bedeni zapt eden ve her istediğini yapmasından alıkoyan her şeyden bedenlerini ve kendilerini korumak suretiyle özgürlüğe kavuşmak isterler. Bedenin himaye edilmesi için kullanılan şeyler -zenginlik, yüksek mevki, şöhret- istenilen özgürlüğü temin etmez, aksine engel olur. İnsanlar daha geniş bir özgürlük kazanmak isterken günahlarından, yanılgılarından ve hurafelerinden zindanlar inşa eder ve kendilerini oraya hapseder.
Tolstoy
Münakaşa eden iki insan,aynı taşı yontan iki heykeltıraş,hakikati arayan iki yol arkadaşı. Hedefi,tahrip değil,terkiptir bu kavganın. Mağlubun muzaffer olduğu tek yarış.
Yanıldığını kabul etmek,yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir:parçadan bütüne,karanlıktan aydınlığa geçiş.
Bilimin ilerlemesi, ne kadar büyük ve görkemli olursa olsun, ahlâkı ve dini gereksiz kılamaz. Çünkü bilim insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmez ve hiçbir değer yargısı üretmez. Din olmasaydı, biyolojik yaşamı insan hayatı seviyesine yükselten bu değerler, meçhul ve anlaşılmaz olurdu. Çünkü din, daha üstün başka bir dünyanın tabiatı, ahlâk ise onun anlamı ile ilgili “bilgi" dir.