Ayten

- Bu uzun kıssadan çıkarılacak hisse sizce ne olabilir? - Bu son perdenin bize öğretttiği, kökenimizin tek olduğu: Hepimiz Afrika kökenliyiz ve 3 milyon yıl kadar önce doğduk. Bu gerçeğin bizi kardeşliğe götürınesi iyi olurdu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
- Öyleyse insanı nasıl tanımlamalı? Bilinçle mi? Sevgiyle mi? -Heyecanla, bu kesin. Ama özellikle, daha yüksek bir düşünme düzeyinde yer alan ölüm bilinciyle. Her bireyin biricik ve yeri doldurulamaz olduğunu; bir canlının yok olmasının geri döndürülemez bir dram olduğunu fark etmiş olmak
- Bu, kökenlerimiz hakkındaki bilimsel görüşlerin, örneğin dinlerin sunduğu görüşlerle bağdaştırılması gerektiği anlamına mı geliyor? - Bunlar bağdaşmaz değil zaten. Bilim yapsa yapsa gözlem yapar. Dogmatik olamaz. Gerçekliğin her zaman bilinenden daha karmaşık olduğunu bilir.
- Bundan sonra insan türü dallanıp çeşitleniyor. Irk kavramının sizin için bir anlamı var mı? -Hayır. Botanik ve zooloji terminolojisinde, "ırk" bir alt-türdür. İnsana uygulanması abartma olur. Hepimiz sapiens sapiens' leriz. Elbette bireylerinin birbirine başka topluluk üyelerinden daha yakın ve benzer olduğu birçok insan gruplan vardır; ama insan ırkları diye bir şey yoktur. Karışım o kadar derin olmuş ki, dokular, hücreler ve moleküller düzeyinde bu aynınların hiçbir anlamı yoktur.
-Sonra da tunç, demir, yazı, kısaca bugün kavradığımız biçimiyle tarih geliyor. Ve de savaş ... Savaşı çağdaş insan icat etti, değil mi? - Evet, ama oldukça yakın bir geçmişte. Bulunan ilk toplu öldürüşme yerleri 4000 yıl öncesinden, maden çağından kalma. Tarımın ve hayvancılığın, sonra da bakırın, kalayın ve demirin bulunması mülkiyet tutkusunu, o da eldeki "mülk"ün korunması gereğini doğurmuş gibi görünüyor. Şu da var ki, maden işlemeciliği de ancak yaraklara sahip olmakla gerçekleşebiliyordu. Madencilik, bu yataklardan yararlanabilen kimi topluluklara beklenmedik bir zenginlik getirdi.