KOMİK BİR ANI...
BİR GÜMRÜK KAÇAKÇILIĞI....
( Reşat Nuri Güntekin anlatıyor..)
”İki sene evvel bir iş için Fransa’ya giden bir arkadaş anlatmıştı.
Eşya olarak bir bavulum vardı, bir de ahbaplarımdan birinin Marsilya’daki bir dostuna gönderdiği bir acem halısı. Ben ne bileyim, meğer Fransa’ya halı ithalatı ihracatı yasak imiş.
Gümrük memurları yakama yapıştılar. Şaşırdım.. kendi malım olsa halıyı bırakacağım, fakat ne yaparsın ki emanet.
Bilmem nereden kulağımda kalmıştı. Müslüman tebaası çok olduğu için Fransa ibadette kullanılan eşyadan gümrük, vergi, harç almazmış.
“ Bakayım bir tecrübe edeyim,” diye düşündüm. Oldukça iyi konuştuğum Fransızca ile gümrük memuruna dedim ki;
“Ben belli bir iş adamıyım, gördüğünüz halının ismi seccadedir. Biz müslümanlar namaz adındaki ibadetimizi onun üstünde icra ederiz. Bende çok dini bütün bir insan olduğum için ibadete yarayan bu eşyamı sürekli yanımda taşırım.”
Gümrük memuru insaflı bir adama benziyordu. Bir müddet burnunu kaşıyarak düşündü. “seccade ve namaz” kelimelerini bana tekrar ettirerek bir bir kâğıda yazdı ve sonra telefonu kaldırarak birisini aradı ve konuşmaya başladı:
-Mösyö Artin Serkizyan, siz İstanbullusunuz, Türkleri ve Türkçeyi iyi bilirsiniz. Seccadenin ne demek olduğunu söyler misiniz? Seccade evet, seccade...mersi. Peki namaz ne demek ? Hıııı...Müslümanların ibadeti öyle mi,? ...Peki sizden bir hizmet rica edeceğim. Lütfen beş dakika için beni görmeye gelir misiniz, ancak sizin halledeceğiniz bir mesele var da …
Beş on dakika sonra mösyö Artin Serkizyan gümrüğe teşrif ediyordu. Gayet tipik bir İstanbul Ermenisi…
Serkizyan bana bir dost ve hemşehri selamı verdi. Derhal anladım ki bu işte bana halisane tarafgirlik edecektir.
Gümrük memuru halıyı yere yaydırdı. Aksi gibi gayet biçimsiz bir