Ne çıkar unuttuysak konuşmayı
İnsan ilişkilerinin incelikli diliyle
Tanımayı öğrendik ya birbirimizi
Uzaktan uzağa
Kullandığımız eşyalar
Ve davranışlarımız üzerine
Yorumlar yaparak kendimizce.
Kol saatimizin kordonundan örneğin
Kolyemizin taşından, giysimizin dikişinden
Çıkarıyoruz ya kişilik yapımızı
Sigara içişimizden, çatal tutuşumuzdan.
Ne çıkar yararı yoksa da
Gün günden soframızdan eksilen
Sevgilerin sürmesine
Ve doğmasına ince dostlukların
Öğrendik nasılsa yaşamayı
Eşyaların sultasında soğuk
Bir kendini beğenmişlik içinde
İlgisiz kişiliksiz içtenliksiz…
Bir katkısı yoksa da mutluluğumuza
Biliyoruz ya artık
Hayata ilişkin pek çok şeyi
Bir anlam katmadan kendimizce
Bir çaba harcamadan
Kolayından, hazır, ezbere…
şükrü erbaş
...tavana bakarken radyonun kenarına sanki bir ışık indi ve fotoğraftan o kızın bana baktığını, o bakışın bana hayatta hep teselli vereceğini hissettim."
Şehrin sokaklarında geceleri gezmek Mevlut’a kendi kafasının içinde geziniyormuş duygusu veriyordu. Bu yüzden duvarlarla, reklamlarla, gölgelerle, karanlıkta seçemediği tuhaf ve esrarlı şeylerle konuşmak kendi ken- dine konuşmak gibi geliyordu ona.”