"Oruç tutan bir toplumun radyolojiye ihtiyacı yoktur" nevinden yarı muzip bir cümle toparlamıştım zihnimde. Fakat oruç gibi çok yönlü bir ameli, yalnızca sağlık cihetinden ele almak sevimli gelmedi.
Sanırım oruç tutan bir toplumun Cemil Meriç'e ihtiyacı yoktur.
Sözün aslına dönelim; Meriç, namaz ve zekatı, psikoloji ve sosyolojinin yerine ikame etmiyor. Yani psikoloji ve sosyolojiyi reddetmiyor. Onlara menfi bir anlam da yüklemiyor.
Bir örnekle izah edelim; felsefe dediğimiz şey tefekkür'ün üst başlığı olarak ibraz edildiğinde bu durum düşünüm hedonizminden öteye geçmez. Fakat felsefe tefekkürün alt başlığı olarak teklif edildiğinde, ortaya fayda odaklı bir anlam yolculuğu, belki de tezekkür çıkar.
Taşı gediğine koymaktır aslolan.
Sonuç olarak, ortada bir imha yok, ihya var. Amaç ile araç'ın, cevher ile araz'ın yerli yerine konması var. Madde boşluk kabul etmez zira.
Peki niçin oruç tutan bir toplumun Cemil Meriç'e ihtiyacı yoktur?
O, entelektüel bir seviyenin temsili. Sahih bir niyetle tutulan oruç ise kast terazisinin hezeyanıdır.
Cemil Meriç şöyle der; "bir asırda yalnızca birkaç kişi düşünür, geriye kalanlar ise düşünenleri düşünür."
Tüm azaların oruç tuttuğu bir beden, şehvetin dindiği bedendir. Şehvetin dindiği beden, teyakkuz halindeki bir kalbin evidir. Müteyakkız bir kalp, sarih bir zihnin rektefiyesidir. Berrak bir zihin, tefekkür ve tezekkürün çıkış noktasıdır. Muhasebe, mukayese ve muhakeme halindeki insan, düşünen insandır.
Herkesin tefekkür halinde olduğu bir iklimde, mütefekkirlerin ismi silikleşir. Tıpkı Cemil Meriç gibi.