Oğuzhan Âsım Güneş

"Seni asarlarsa seni kaybedersem," diyorsun, "yaşayamam!" Yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Nazım Hikmet Ran
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Mescidi yıldızların altında Ve mescidinde yıldızlar" | Elyasa Koytak
Hemen her büyük şairin "şiir okuma kılavuzu" vardır. Sezai Karakoç'unki peygamberler tarihidir mesela. Bu alanda okuma yapmaksızın Karakoç şiirlerine vukufiyet kesbetmek hayli zor. Nizar Kabbani'nki kültür emperyalizmi, Yahya Kemal'inki tarih. Bu listeyi alabildiğine uzatabiliriz. Meseleyi merkeze aldığımızda karşılaştığımız manzara şu; büyük şairler, büyük mütehassıslardır. Hepsinin en az bir dalda ihtisası vardır mutlaka.

Bahadır

@rengigul
·
“Yahya Kemal bir müverrih değildir. Fakat gönlündeki coşkun tarih sevgisi ile tarihi eski kaynaklarından okumayı zevk edinmiş bir mütefekkir, bir araştırıcı hatta bir içtimâiyatçıdır diyebiliriz.” -Takdim’den Yahya Kemal’in şairliğinin yanı sıra tarihle ilgilendiğini beyan etmek, Yahya Kemal üzerinde duranların kulaklarını tırmalayacak bir ifadedir. Yahya Kemal’in şiirlerinin bel kemiği oluşturan tarih anlayışını fark edememek, onu idrak edemediğimizi ve bir nebze de istediği şiir okuyucuları olmadığımızı bize gösterir. Çocukluktan hatırladığım; Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik beytinden tutun da Tecelligâh iken binlerce rinde Melâmet söndü şarkın her yerinde Mısralarında dahi ‘kökü mazide olan âti’nin nefesi hissedilir. Yahya Kemal’i dönemindeki sanat camiasından ayıran özelliği, o vakte kadar üstünde durulmamış tezleri öne sürerek yetkin kimseler tarafından takdir görmesidir. Şüphesiz ki bu belagat kabiliyetinde şiirinin ehemmiyeti vardır. O ise adeta akranlarının kuru sözden mürekkep lafızlarının ömrünün fazla uzun sürmeyeceğini sezerek bize nesirleriyle şiirlerinin tefsirini yapmıştır. Kitabı okurken akılda tutmamız gereken mevzu takdim de belirtildiği üzere Yahya Kemal’in bir müverrih olmadığı. Lakin kabul etmeliyiz ki çok müverrih, insanımızda bu iştiyakı uyandırma yolunda kayda değer adım atmış değiller. Kitabı okurken bir tarih kitabı okumadığımızın bilincinde, bahsi geçen olayları adeta bulmaca çözer gibi irdeleyerek okumak tarih sahası dışındakilere kanaatimce daha faydalı olacaktır. Bunların haricinde kitapta tamamlanmamış birçok metnin de yer aldığını belirtmem gerek. Malumunuz, Yahya Kemal hayatta iken hiçbir kitabı basılmamıştı. Yahya Kemal’e atfedilen kitaplar ise ölümünden sonra başta Nihad Sami
Modernist Şiir Münekkidlerine Cevap
Şiir bahçemin patikasına serptiğim cam parçalarından yüksünecek değilim. Yazarken çektiğim sancılar, o bahçeye girenin dimağında kıymık acısı kadar ızdırap bırakmayacaksa yazmamın ne anlamı var? "Türk şiiri biraz hava alsın" kibriyle edebiyata açtığınız yeni(!) pencerelerden giren rüzgarla tutulduğunuz vulgarize etme nezlesi, sizi hikmeti duyumsamaktan ve cevher madenciliği yapmaktan mahrum bıraktı. "Yetişkinler için çocuk şiiri" yazmamızı istiyecek kadar adileşmek de neyin nesi? Lügat karıştırmaktan sakındıracak kadar mı alçaldınız? Eşeğe semeri ne zamandan beri yük geliyor? Kanon bezirganlarının laf salatası yeni şiirin yeni perhizi öyle mi? Yen mi yemen mi?
"Oruç tutan bir toplumun radyolojiye ihtiyacı yoktur" nevinden yarı muzip bir cümle toparlamıştım zihnimde. Fakat oruç gibi çok yönlü bir ameli, yalnızca sağlık cihetinden ele almak sevimli gelmedi. Sanırım oruç tutan bir toplumun Cemil Meriç'e ihtiyacı yoktur. Sözün aslına dönelim; Meriç, namaz ve zekatı, psikoloji ve sosyolojinin yerine ikame etmiyor. Yani psikoloji ve sosyolojiyi reddetmiyor. Onlara menfi bir anlam da yüklemiyor. Bir örnekle izah edelim; felsefe dediğimiz şey tefekkür'ün üst başlığı olarak ibraz edildiğinde bu durum düşünüm hedonizminden öteye geçmez. Fakat felsefe tefekkürün alt başlığı olarak teklif edildiğinde, ortaya fayda odaklı bir anlam yolculuğu, belki de tezekkür çıkar. Taşı gediğine koymaktır aslolan. Sonuç olarak, ortada bir imha yok, ihya var. Amaç ile araç'ın, cevher ile araz'ın yerli yerine konması var. Madde boşluk kabul etmez zira. Peki niçin oruç tutan bir toplumun Cemil Meriç'e ihtiyacı yoktur? O, entelektüel bir seviyenin temsili. Sahih bir niyetle tutulan oruç ise kast terazisinin hezeyanıdır. Cemil Meriç şöyle der; "bir asırda yalnızca birkaç kişi düşünür, geriye kalanlar ise düşünenleri düşünür." Tüm azaların oruç tuttuğu bir beden, şehvetin dindiği bedendir. Şehvetin dindiği beden, teyakkuz halindeki bir kalbin evidir. Müteyakkız bir kalp, sarih bir zihnin rektefiyesidir. Berrak bir zihin, tefekkür ve tezekkürün çıkış noktasıdır. Muhasebe, mukayese ve muhakeme halindeki insan, düşünen insandır. Herkesin tefekkür halinde olduğu bir iklimde, mütefekkirlerin ismi silikleşir. Tıpkı Cemil Meriç gibi.

Oğuzhan Âsım Güneş

@Muunhasir
·
Cemil Meriç; "Namaz kılan bir toplumun psikolojiye, zekat veren bir toplumun da sosyolojiye ihtiyacı yoktur" diyor. Peki ya oruç tutan bir toplumun neye ihtiyacı yoktur?