Oğuzhan Âsım Güneş

Ankara'ya vardıktan sonra Mustafa Kemal Paşa'nın Meclis kürsüsünde yaptığı açıklamayı o zaman Ankara'da çıkan gazetelerde okumuştum. Yorumu şöyleydi: "Savaş durumu her tarafta lehimize döndü. Yunan taarruzu kırıldı, durduruldu. Bu hususta Ethem Bey kuvvetlerinin himmet ve fedakarlığı cidden büyüktür. Ethem Bey gayet ustaca yaptığı bir plan ve manevra ile Demirci civarına yığılan düşman alaylarına karşı kahredici bir darbe daha indirmiştir. Hattâ bugün kuvvetlerimiz Demirci'nin güneyinde savaş durumunda ve taarruzundadırlar."
Sayfa 71 - Berfin Yayınları, 1993
Reklam
Şeref konuğumuz olması için İhtiyatçı Yazar Celal Kuru’ye açık davet yapıyoruz.

Nedamet Dergisi

@venedamet
·
BU AKŞAM 22.00'DA TELEGRAMDAYIZ
Bu akşam kan gövdeyi götürecek. 🫵 Çekirdekleri hazırlayalım!!! Telegram adresimiz: t.me/nedamet
Gaflet mi Dalalet mi?
Yine aynı özel telgraflardan ve muhaberelerden çıkardığımız manalara ve sonradan anlaşıldığına göre, Mustafa Kemal Paşa'nın bütün telaşına neden, Yahya Galip Bey'i ve tutuklu Yozgat mutasarrıfını korumaktan ziyade, Yahya Galip Bey'in ifadesine başvuracak olan yetkili ve adil bir divan-ı harp heyetinin sonradan kendisini, Mustafa Kemal Paşa'yı da sorgu altına alacağını bildiği ve hep sorumluluğun doğal olarak kendisine yükleneceği ve yöneleceğinden korktuğu anlaşılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, Bursa'da izinli bulunan büyük kardeşim Reşit Bey'i belirsiz, fakat vatani bir meseleden bahsedeceğini bildirerek acele Ankara'ya çağırmış, o da Paşa ile görüştükten sonra, aşağıda açıklayacağım düşünceleriyle, Mustafa Kemal Paşa'yı himaye konusunda demirden bir siper teşkil etmekte gecikmemişti. Reşit Bey, bir gece beni Ankara'dan telgraf başına istedi. Şunları söylüyordu: "İzinli olarak Bursa'daydım. Mustafa Kemal Paşa'dan aldığım acele bir telgraf üzerine Ankara'ya geldim. Paşa başta olmak üzere bazı milletvekili ve samimi dostların ricası üzerine sizinle görüşmeyi gerekli buldum. Sabık Ankara Valisi Yahya Galip Bey sorununu ve buna ilişkin mahkemeyi müsamaha ile geciktirmenizi, eğer zorunluysa yalnız mutasarrıfın cezalandırılması ile yetinilmesini günün hal ve şartları bakımından gerekli buluyorum. Mustafa Kemal Paşa'nın bu konuda bana olan itirafı, şikayetleri, nihayetsiz ve samimiyete dayanmaktadır. Evet o havali isyanının arifesi, günlerinde Yozgat halkının, mutasarrıfı vali Yahya Galip Bey'e ve hükümete şikayet etmelerine rağmen, Mustafa Kemal Paşa'nın mutasarrıfın yerinde bırakılmasına tesir ve delalet ettiği, hatta vali Galip Bey'in, mutasarrıf hakkındaki şikayetleri dikkate almak istediği halde Mustafa Kemal Paşa, yine tesir nüfuzuyla valiyi bu yasal takibattan
Sayfa 55 - Berfin Yayınları, 1993
Geçtiğimiz günlerde misafirliğe gittiğim evin 4 yaşlarında bir erkek çocuğu vardı. Oyuncaklarla oynadığını gördüm ve birlikte oynamayı teklif ettim. “Sen Enver Paşa’sın ben de düşman askeriyim. Hadi dıkşın dıkşın yapalım” dedim ve parmaklarımı bir silahmış gibi çocuğa doğrulttum. Bir de ne göreyim? Çocukcağız “Ben sipaydirmenim” deyip bileklerinden ağ fırlatır gibi “fıcık fıcık” demeye başladı. “Evladım” dedim, “Taytlı kahraman olmaya bu kadar düşkünsen gel seni Kara Murat yapalım, oklavaları kılıç yapıp vuruşalım?” (: Güldüm fakat üzüldüm. Yeşil perde hegemonyası, kültür endüstrisi ve küresel köy topografisiyle izah edilebilecek bir şey değil bunlar. Yitiyoruz.

Nedamet Dergisi

@venedamet
·
Olgun Verim yazdı: "Koframan"
"Kaybolduğumuzu fark etmiyoruz çünkü yürüdüğümüz yolların içinde çıkmaz denen bir duvara toslamıyoruz. Çıkmazları, çıkmaz yollarla aramızdaki duvarları el birliğiyle yıktık, sonrası uçurum.." nedametdergisi.com/2025/09/13/kofr...
Çerkes Ethem'in İsyanı
Albay İsmet Bey bu suretle sözlerine son vermiş bulunuyordu. Meclisimizde bulunan Mustafa Kemal Paşa ile Fevzi Paşa ise, gözlerini gözlerime dikmiş, vereceğim yanıtı sabırsızlıkla beklediklerini hal ve tavırları ile gösteriyorlardı. Fakat ben onlarca istenen ve beklenen yanıtı geri bırakarak, bundan önce ortaya şöyle bir sual attım: "Hayret ediyorum ki, Sivas'ta Heyet-i Temsiliye ve Ankara'da Millet Meclisi sıfatıyla toplanma ve teşekkül olunalı bir seneyi geçtiği halde, bu süre boyunca koca Anadolu'da milli hareketimiz adına neden esaslıca bir hareket görülemedi. Ve niçin merkezinizi takviye eylemediniz? Ve sonra en mühim ve esas olan cephelere ait şimdiye kadar bir eseri himmet ve desteğinize dahi şahit olamadık, desem itiraf buyurulur zannederim. Nihayet bizleri düşman cephesinden gerilere ayrılmaya ve sırf gerilerde size düşen görevlerle bizi işgale mecbur bıraktınız. Simdi görüyor ve siz de itiraf buyuruyorsunuz ki, Orta Anadolu'da ve bir köşede hiçbir yabancı ve İstanbul Hükümeti ile irtibatı kalmayan Yozgat isyanını söndürmekten acizsiniz. Anladığım şudur ki, başlangıçtan beri hâlâ durumu kavrayamadınız ve yahut kişisel ve daha önemsiz şeylerle uğraşıyorsunuz. Ve belki de Heyet-i Temsiliye ve Ankara Hükümeti namına yaptığınız tamimlerle, tebliğlerle, konferanslarla her şey olup bitiverecek sandınız ve aldandınız. Af buyurunuz, bu serzenişten muradım, bu gafletler tekerrür etmesin dileğine yöneliktir. Ben bu kalan isyan meselesini de emriniz üzerine, uhdeme alıyorum. Ve sizleri bu beladan kurtaracağımı sanıyorum."
Sayfa 40 - Berfin Yayınları, 1993