Otuzuma yaklaşmaktayım… Bugüne kadar ne yaptığımı düşündüm. Bir sıfırdan başka netice alamadım. Hayatta hiçbir şey yapmış olmamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı?
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali
Bitirir bitirmez derhal kalemimi, kağıdımı elime almama neden olan o Sabahattin Ali eseri…
Uzun uzun içerikten bahsedeceğim, karakter analizi yapacağım bir yazı olmayacak. Tek değineceğim şey Ömer ile Macide’nin bende bıraktığı tesiri olacaktır, bunu şimdiden belirtmek isterim.
Beni, rüzgarın esmesiyle bir sağa bir sola savrulan yaprak gibi hissettiren bir eser oldu. Bilmiyorum, belki de aranızda “aman hocam, bu kadar da abartmayın!“ diyen olacaktır ama inanın hiç umrumda değil.
Ah Ömer! Keşke Macide’yle karşılaşman içindeki o şeytanın yok olmasına sebep olsaydı… Keşke acizliğine yenilerek, iradesizce davranıp onu ellerinle başkasına itmeseydin... Hayatı boyunca anı kurtarmak için yaşayan, ikili ilişkilerinde de sorumluluğu eline almaya çalışıp beceremeyen bir karakter Ömer. İradesi zayıf, cesareti olmayan bir kişilik…
Ömer’in kendisini anlatıp, sorguladığı en anlamlı cümlesi şuydu:
“Otuzuma yaklaşmaktayım… Bugüne kadar ne yaptığımı düşündüm. Bir sıfırdan başka netice alamadım. Hayatta hiçbir şey yapmış olmamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı?”
Evet, Macide için, kendi için hiçbir şey yapmayarak ve kolaya kaçarak hayatına yeniden bir yön vermek için Macide’den vazgeçti.
Ve Macide, her şeye rağmen, Ömer’in cesaret edemediğine karar vermişti bile…
“Öyle değil Bedri… Ben ondan ayrılmaya daha evvel karar vermiş bulunuyordum… Her şeye rağmen!” dedi