Sen inanmıyor musun?
Hayır yavrucuğum, inanmıyorum.
Bilseydim ki; vardır, insanlarla hiçbir davam kalmazdı. Yalnız onunla kavga ederdim. Biryerde yakalar, bana hesap vermeye mecbur ederdim. Gel derdim, gel. Yarattığın mahluklardan birisinin derisine gir. Benim her gün yaptığımı yap. Bir tanesinin hayatını 24 saat yaşa. Sen ki yaratıcısın; birinin derisine gir ve kendi yalanını bizimle beraber yaşa. 24 saat bu bataklıkta küçük susuzlukların kurbağası ol.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendimizi sevmiyoruz.
Kafamız bir yığın mukayeselerle dolu.
Dinlediği Wagner olmadığı için, Yunus’u, Baki’yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz. Uçsuz bucaksız Asya’nın o kadar zenginliği içinde Dünya’nın en iyi giyinmiş milleti olduğumuz halde çırılçıplak yaşıyoruz. Coğrafya, kültür her şey bizden yeni bir terkip bekliyor. Biz misyonlarımızın farkında değiliz. Başka milletlerin tecrübesini yaşamaya çalışıyoruz. Sevmek dedim; sevmek de kafi değil. Daha öteye geçmek lazım. Fikri ve duyguyu canlı bir şeymiş gibi yaşamayı bilmiyoruz.
İzmit’ten öte Anadolu’ya açılın, Hadımköy’den
öte Trakya’ya gidin Birkaç kombinin dışında hep eski şartları görürsünüz. Öğretme ve yetiştirme işleri için de aynı zaruretle karşı karşıyayız. Birtakım mekteplerimiz var, birçok şeyler öğretiyoruz fakat hep eksik olan memur kadrosunu doldurmak için çalışıyoruz. Bu kadro dolduğu gün ne yapacağız? Çocuklarımızın muayyen yaşlara kadar okutmayı adet edindik. Bu çok güzel bir şey fakat günün birinde bu mektepler sadece işsiz adam çıkaracak Bir yığın yarı münevver hayatı kaplayacak o zaman ne olacak? Kriz!
Vücutlarımız birbirimize en kolay verebileceğimiz şeydir. Asıl mesele hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağıya bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girmek, oradan tek kişi çıkmaktır.