ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ
عَنِ الْمُجْرِم۪ينَۙ
مَا سَلَـكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ
Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?" (40-42)
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّ۪ينَۙ
Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْك۪ينَۙ
"Yoksula yedirmezdik."
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِض۪ينَۙ
"Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ
"Ceza gününü de yalanlıyorduk."
حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَق۪ينُۜ
"Nihayet ölüm bize gelip çattı."
وَاَمَّا مَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِه۪ فَيَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي لَمْ اُو۫تَ كِتَابِيَهْۚ
Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ
"Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim."
يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَۚ
"Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."