DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler
Nâzım HİKMET
“Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.”
Mevlana
Kabuk Adam Kabuk Adam , Aslı Erdoğandan okuduğum ilk.eser. Edebiyat derslerinde adını duyduğum not alırken en başa hep Kabuk Adamı not aldığım ve merak uyandıran bir eserdi. Bir sene önce kitabı edindim ve bu süreçte iki defa okumaya yeltendim. Fakat nedendir bilmem kitaplığa geri gitti .
Eseri birkaç gün önce okudum. Sevip sevememe arısında kaldım.
Önce dil olarak yaklaşmak isterim eser . Fizik bölümü okuyan bir kadın anlatıldığı için olsa gerek terimler yer alıyordu fizik bölümünden uzak ya da bu alanda hiç ilgisi olmayan biri için akıcılıktan uzak olacaktır. Ancak benim rahatsız olduğum nokta, belki de yazarın bilerek yaptığı bir seydir , fazlaca aydın gözülme cabası oldu . Okurların çoğunluğu Türklerden oluşan bir kitleye hitap edildiği ve tüm okurların farklı dillere hakim olması gerekmediği bilincinden uzak olma biraz düşündürdü beni. Yabancı bir kitap okurken illa bazı kelimelerin ne anlama geldiğine bakıyoruz. Fakat Türkçe yazılmış bir eserin çevirmen ağzıyla okumak yordu beni. Yazarın genel tavrı bu mudur bilmiyorum bunu diğer eserlerini okuyunca net bir fikre sahip olacağım. Tasvirler ise bazen yetersiz geldi. Belki sebebi daha önce denizde , okyanusta yuzmemis olmamdır.
Eserin konusunu ya da iletisini sevdiğimi dile getirmemek büyük bir nakörlük olur. Ismini bilmediğim cesur ozguvenli kadını sevdim. Cebinde beş kuruşu olmadan hayatının anlamını aramanın mumkun olduğunun bir ispatı oldu benim için. Hele de günümüzde başarmanın yolunun paradan geçtiği düşüncesi hakimken . Buna ben de inaniyorum fakat fırsatlar değerlendirilmedikçe ne sonuca oluşılır ne de değışim olur.
Okuduğum çoğu roman erkek ağzıyla anlatıldı belki de ben kadınların kahman olduğu eserlere denk gelmedim . Yazarın kadın olması belki etkilidir bunda . Buda benim okuma eksikliğimden