Kuru, çorak bir arazide;arzulamanın ve dövünmenin uzağında, hayallerin ve hayal kırıklıklarının ötesinde. Orada, geleceğin hiçbir önemi yoktu. Geçmişse yalnızca tek bir dersi içeriyordu: Sevgi, insana zarar veren bir hatadır; işbirlikçisi, yani umutsa tehlikeli bir yanılsama. Dolayısıyla, bu iki zehirli çiçek Meryem'in zihnindeki o kuru, kavruk arazide ne zaman süren vermeye yeltense, Meryem onları koparıp attı.
Bugün benzer tezgahlar ülkemize karşı da yapılmaktadır. Batılı devletler hem silahlı hem de politik olarak teröre destek veriyorlar. Ülkelerinde siyasi sığınmacı olarak koruyorlar. Tırlar dolusu silah ve cephaneyi teröristlere gönderiyorlar. Bundan yüzyıl, yüz on yıl önce hedef nasıl ki Türkiye ise bugün de durum aynısıdır.
Oysa tarih olayların yaşandığı dönemin şartlarına göre değerlendirilmelidir. Tarihçi hiç kimsenin yargıcı olmadığı gibi avukatı da değildir. İktidarı ele geçiren hangi görüşten olursa olsun geçmişe söverek ancak farklı düşünenleri kırar incitir. Doğrusu siyasetçilerin geleceğe hizmet etmesidir. Sözde aydınlar terör örgütlerine maşa olmak yerine yazdıkları eserleri, buldukları icatlarıyla topluma, gençliğe hizmet etmelidir. II.Abdülhamid Han bu milletin padişahıdır, Osmanlı Devleti'nin son büyük hükümdarıdır.
Ulusal çıkarlar öne çıktığında düşmanlıkların çabuk unutulacağı muhakkaktır. Çıkar çatışmalarının başlaması halinde ise kadim dostlukların varlığı pamuk ipliğine bağlıdır.