Nesrin Sezen

Nesrin Sezen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·656 syf.·
13 günde okudu
·
2024 16. kitabı
Kadir Mısıroğlu
9.3/10 · 474 okunma
Reklam
Tövbe ve istiğfar Allah'ın bir emri ve Kur'an'ın bir tavsiyesidir. Bazı ayetlerde Allah'tan bağışlanmanizi dileyin sonra da Allah'a tövbe edin buyurulur demek ki tövbe etmek için mutlaka günah işlemek şartı yoktur. Bu açıdan tövbe etmek Kur'an okuma gibi tespih ve tekbir getirmek gibi dua etmek gibi başlı başına bir zikir türüdür. "Estağfurullah el azim ve etübü ileyh" gibi "Yüce Allah'tan tüm günahlarımın bağışlanmasını dilerim ve ona tövbe ederim" gibi tövbe ve istiğfar cümleleri birer hadis olduğu gibi aynı zamanda da Peygamberimizin sav bize öğrettiği bir yalvarış ve yakarış biçimidir. Hatta tövbe ve istiğfar manevi bir aşıdır günah çukuruna düşmemek için önemli bir tedbirdir şeytanın vesveselerine karşı koruyucu bir ilaçtır hatta bir zırh ve çelik yelek olarak görmek de mümkündür. Çünkü tövbeyi ve istiğfarı dilinden düşünmeyen sık sık ilahi dergaha sığınan hiçbir kulun eline Allah hoş çevirmez sürekli himayesi altına alır özel koruması altında tutar. Ancak kişinin kendini günahsız görmesi günahını kabul etmemesi, reddetmesi şeytanın bir oyunu ve tuzağıdır. Çünkü şeytanın en büyük desiselerinden biri de kendi kendisine tabi olanlara inkar ettirmesidir. Şeytanın varlığını kabul etmeyen, ona kulak veren, günahları tatlı ve şirin olarak gören insan zaman içinde günahlarını görmez olur, günahları normal karşılar zaman içinde 'herkes yapıyor ben yaparsam ne olur?' gibi bahanelere sığınır. Böylece şeytana maskara olur, şeytanın oyuncağı haline gelir. Bu ve benzeri tehlikelerden korunmak ve uzak durabilmek için tövbe ve istiğfari bir ibadet bütünlüğü içinde görüp sürekli kalbi ve dili tövbe ile süslemek gerekir. Bütün bunlarla birlikte hiçbir şekilde günahları küçük görmemeli basite almamalıdır. Çünkü nefsine uyarak günahlara giren kimse öyle tehlikelerle karşı karşıya
Sayfa 87·Kitabı okudu
Kader zulüm eder mi Zulüm bir hakkın çiğnenmesidir. Kulun ise Allah'tan isteyeceği hiçbir hakkı yoktur, o ne vermişse sırf lütfundan vermiştir. Bize düşen verilmeyen nimetleri düşünüp isyana yeltenmek değildir ve nimetleri hatırlayıp şükretmektir. Eksiklikler kulun denenmesi içindir. Dünyayı bir imtihan salonuna benzetirsek hoşa gitmeyen durumlar birer imtihan sorusudur. Kul İsyan mı edecek yoksa verilen nimetlere şükürle mahrum kaldığına sabırla mı karşılık verecek, sınava tabi tutuluyor. Zengin bir tüccar düşünelim dükkana gelen iki fakire sırf merhametinden dolayı iyilik yapmak istiyor birine gömlek ve pantolon giydiyor diğerine ise bunlara ilaveten bir ceketle biri palto hediye ediyor. Sadece gömlek ve pantolon alan adam Tüccar bana zulmetti öbür adama fazla verdi diyebilir mi. Biz insanlarda bu fakirlere benziyoruz. Yüce Allah sonsuz merhametiyle tükenmez hazinesinden hepimize nimetler veriyor. Vücudumuzu aklımızı hayalimizi soluduğumuz havayı içtiğimiz suyu yediğimizi gıdayı daha yaratan hep o.... Bunları biz çalışarak kazanmadık hak etmedik ve o sırf lütfundan dolayı ikram etti. Bu kadar nimetlerin karşısında insan nasıl olur da kaderi suçlayabilir. Kadere karşı gelebilir? Böyle yaparsa kadere imanı yıpranmaz mı Kadere olan inancı zayıflamaz mi? İşi isyana götürürse imanını tehlikeye atmazmi?
Sayfa 62·Kitabı okudu
Yüce Allah bilgisi ile kudretiyle, nuruyla güzelliğiyle, yaratıcılığıyla, rızık vermesiyle her yerde hazır ve her makamda nazırdır. Güneş örneğinde olduğu gibi güneş ışığıyla ısısıyla ve odamızdaki renkleri ortaya çıkarmasıyla odamızın her yerinde bulunabilir. Çünkü Güneş ve ışık olması hiçbir rengi ayırt edemezdik öyleyse Güneş özellikleri ile odamızın içinde bulunuyor. Yüce Allah da eserleriyle icraatıyla yaptığı işleriyle isim ve sıfatlarını yansıması ile her yerde dünyanın ve kainatın her yerindedir bütün kainatı Allah yarattığına göre Allah için belli bir yer düşünülemez düşünmesi de mümkün değildir. Masayı yapan marangoz masanın neresinde olabilir. Usta masa cinsinden ahşap cinsinden ve demirden değildir o ustalığıyla bilgisi ile gücüyle aklıyla masanın her yerindedir. Marangozu masanin içinde aramadığımız gibi Allah da kainatın belli bir yerinde duruyor orada bulunuyor diyemeyiz. Allah kainatta sıfatları ile vardır, varlıkların yaratmasıyla, yaşatmasıyla, her şeye belli bir ölçü, belli bir bilgi ve düzen vermesiyle vardır. Hem de varlıklar üzerindeki tecellisi süreklidir ve kesintisiz devam eder. Ressam resmin içinde ressamlığı da vardır, renkleri yerli yerinde kullanmasıyla vardır. Becerisiyle ustalığıyla aklıyla zekasıyla bilgisiyle ve görgüsüyle vardır. İşte Yüce Allah da isimleri sıfatları ve özellikleri ile devamlı olarak kainatın her yerindedir fakat zatı ile kainat cinsinden değildir, kainatın mahiyetinden farklıdır. Çünkü yaratan yarattığı şeyin cinsinden olamaz, insan yaptığı eser cinsinden olamadığı ve olamayacağı gibi ...
Sayfa 25·Kitabı okudu
Müminlerden öyle kimseler var ki Rabbisine isyan edip günah işledikten sonra 24 yıl daha yaşamış fakat üzerinden geçen her saat içinde bu uzun müddet süresince gözünden yaş akmıştır. Cenabı Hak da onu bu yaşlar bereketi ile o günahtan korumuş bu uzun müddet içinde o bir daha bu tarz bir günaha dönmemiştir. Şüphesiz ki bu hal her türlü kaybı ve gizli halleri bilen Allah'ın keremiyle kulunu murakabe edip gözetmesi ile tahakkuk etmiş ve o kul işlediği ve fakat 24 yıl gözyaşı döküp pişmanlık duyduğu bu günahından dolayı bir nice rahmetlere nail olmuştur bu rahmetlerinden biri de zata devamlı olan sakin olan korkunun devamlı marifete ilahi gazap ve adalete bilmeye sebep olmasıdır zat bu yoldan temizlenince ruh kendi maarrefinden bir şeylerle ona yardımda bulunur bu sebeple de kul diğer hallerinde rahata kavuşur ibadet ve isyanında huzur kapısını bulur. Zat temiz olmayınca ruh ondan marifini perdeler yani perde gerisinde tutar böylece zat şehvetlerle birlikte kopup gider bir takım lezzetleri meyleden ve artık onun içinde sakin olan ilahi korku değil şehvet ve lezzetlerin kendisidir.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Reklam