Hocası onun düşüncelerini çok iyi anlamıştı. Tebessüm ederek sakin bir eda ile tane tane anlatmaya başladı ve üzülmenize sebep yok beyzadem dedi. Gerçi sizin de gayet doğru olarak söylediğiniz gibi yalan İslam ahlakına yakışmaz fakat unutmamak gerekir ki bunun uygun görüldüğü yerlerde var deyince
Orhan bey hayretle "mesela ne gibi efendim" diye sordu. Molla Kasım Efendi açıklamasına şöyle devam etti. Mesela dargın olan iki adamı barıştırmak için yalan söylenebilir, çünkü bundan kötülükle iyilik doğar biliyorsunuz ki müslümanlar birbirleriyle dargın duramazlar. İslam ahlakında dargınlık ancak yıkanmış ve güneşe sevinmiş bir başörtüsünün kuruyabileceği bir müddet kadar devam edebilir ancak bazı insanlar kızgınlıktan kızgınlıkları geçmediği için uzun zaman dargın kalırlar onları barışmak için pekala yalan söylenebilir mesela bir kimseye kendisinin dargın olduğu bir başka kimsenin onu öldüğünü övdüğü söylenerek ikisinin arasındaki düşmanlığın ortadan kaldırılmasına çalışırsa bu güzel ve faydalı bir hareket olmaz mı. İsterse söylenen söz yalan olsun bunun elbette bir günahı yoktur. Mesela kaçmakta olan bir adam görseniz biraz sonra kılıcın sıyırmış bir başka adam yanınıza gelip öfkeyle kaçan adamı nereye saklandığını sorarsa onu yakalayıp öldüreceğini düşünerek kaçan adamı gördünüz halde görmedim diyebilirsiniz değil mi böyle bir halde yine yalan söylemiş bulunmanıza rağmen elbette ki günaha girmiş olmazsın Orhan Bey'in dinlediklerine aklı yatmıştı fakat,
"peki ya hileye ne buyuruyorsunuz hoca efendi hazretleri diye sorunca Molla Kasım Efendi açıklamasına devam etti hile diyor ki ona kimseye zarar vermediği ve bir iyiliğe sebep olacağı zaman başvurabilir ayrıca şu hususta var ki bizim dinimize kıssas emredilmiştir. Biliyorsun ki kıssas belki bir kötülüğe aynen mukabele