Nesrin Sezen

Hocası onun düşüncelerini çok iyi anlamıştı. Tebessüm ederek sakin bir eda ile tane tane anlatmaya başladı ve üzülmenize sebep yok beyzadem dedi. Gerçi sizin de gayet doğru olarak söylediğiniz gibi yalan İslam ahlakına yakışmaz fakat unutmamak gerekir ki bunun uygun görüldüğü yerlerde var deyince Orhan bey hayretle "mesela ne gibi efendim" diye sordu. Molla Kasım Efendi açıklamasına şöyle devam etti. Mesela dargın olan iki adamı barıştırmak için yalan söylenebilir, çünkü bundan kötülükle iyilik doğar biliyorsunuz ki müslümanlar birbirleriyle dargın duramazlar. İslam ahlakında dargınlık ancak yıkanmış ve güneşe sevinmiş bir başörtüsünün kuruyabileceği bir müddet kadar devam edebilir ancak bazı insanlar kızgınlıktan kızgınlıkları geçmediği için uzun zaman dargın kalırlar onları barışmak için pekala yalan söylenebilir mesela bir kimseye kendisinin dargın olduğu bir başka kimsenin onu öldüğünü övdüğü söylenerek ikisinin arasındaki düşmanlığın ortadan kaldırılmasına çalışırsa bu güzel ve faydalı bir hareket olmaz mı. İsterse söylenen söz yalan olsun bunun elbette bir günahı yoktur. Mesela kaçmakta olan bir adam görseniz biraz sonra kılıcın sıyırmış bir başka adam yanınıza gelip öfkeyle kaçan adamı nereye saklandığını sorarsa onu yakalayıp öldüreceğini düşünerek kaçan adamı gördünüz halde görmedim diyebilirsiniz değil mi böyle bir halde yine yalan söylemiş bulunmanıza rağmen elbette ki günaha girmiş olmazsın Orhan Bey'in dinlediklerine aklı yatmıştı fakat, "peki ya hileye ne buyuruyorsunuz hoca efendi hazretleri diye sorunca Molla Kasım Efendi açıklamasına devam etti hile diyor ki ona kimseye zarar vermediği ve bir iyiliğe sebep olacağı zaman başvurabilir ayrıca şu hususta var ki bizim dinimize kıssas emredilmiştir. Biliyorsun ki kıssas belki bir kötülüğe aynen mukabele
Reklam

Nesrin Sezen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·248 syf.·
25 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 01:32
·
2024 14. kitabı
Nübüvvet öncesi haniflik üzerine yaşayıp vefat edenlerden birisi de Hz Ömer'in amcası aşere-i mübeşşere'den olan Said b Zeyd'in babası Zeyd b Amr b. Nufeyl el Adevi dir bir hakikat yolcusu olan Zeyd Bin Amr Mekke'nin inanç adına ortaya koyduklarını kerih görür putlar adına kesilen kurbanları yemez Kabe'ye onlar gibi değil bilebildiği kadarıyla Hz İbrahim gibi tazim etmeye gayret ederdi. Hz Ebubekir'in kızı Hz Esma Zeyd Bin Amr nübüvvet öncesi halini bize şöyle öyle nakleder Zeyd Bin Amr sırtını Kabe'ye dayamış bir haldeyken gördüm diyordu ki ey Kureyş topluluğu Zeyd'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki benden başka hiçbiriniz İbrahim'in dininde değilsiniz. Sonra da sözlerini şunları ilave etti Allah'ım herhangi ibadet tarzının hoşuna gideceğini bilseydim sana o şekilde ibadet ederdim fakat onu bilmiyorum bu sözlerin ardından da avuç içlerinin üzerinde secde ederdi. Zeyd Bin Amr toprağa gömülmek istenen kızları kurtarır kızını öldürmek isteyen kişiye onu öldürme ona bakarım deyip alırdı. O kızları yanında büyütür daha sonra babaların yanına götürür istersen kızını sana geri veririm istemezsen bakımını ben ustlenirim derdi. Bu hakikati bulma yolculuğu esasında yol üzerinde karşılaştığı bir rahip ona demiştik ki: sen doğru şeyi yanlış yerde görüyorsun aradığın doğru son nebinin ayak sesleri cihanı inletmeye başladı. Ama o buralarda değil, senin geldiğin yerde zuhur edecek, İbrahim'in mabedinin bulunduğu Faran dağlarında ortaya çıkacak... Bunun üzerine Zeyd Bin Amr hakikatin izini bulmanın sevinciyle Mekke'ye doğru yola çıkmıştı dönüş yolunda cüzamlılar kabilesinin topraklarından geçerken bu Bedevi kabile Zeyd Bin Amr ı yolundan algılayacak ve ona yolculuğunu tamamlatmayacaklardı. O kabile bu tevhid yolcusunu ne yazık ki öldürmek isteyeceklerdi. Zeyd Bin Amr
Sayfa 175·Kitabı okudu
İnsanlığın putlara tapması Allah'ın yanı sıra cansız varlıklara tazim etmesi insanlığın yaşı kadar eskidir. Bazı rivayetlere göre bu işi Kabil e kadar götürürler rivayete göre Hz Adem'in ilk çocukları Kabil ile kız kardeşi lubud ikiz olarak doğar. İkinci ikizleri ise Habil ile kız kardeşi iklima dır o zamanlarda Allah'ın emriyle kardeşler arasında ikizler birbirleriyle evlenemezdi sadece çapraz evlilikler helal kılınmıştır, yani Kabil iklima ile Habil de lübut evlenecekti ancak Kabil Habil'in kız kardeşiyle değil kendi ikiziyle evlenmek istiyordu Kabil bu isteğini Habil e söyler ama Habil bunu kabul etmez ve Allah'ın emrine karşı gelemeyeceğini söyler Kabil ise bu Allah'ın emri değil babamız Adem'in emridir diyerek ısrarını sürdürür. Bu durumdan bir müddet sonra haberdar olan Hz Adem Allah'tan kendisine gelen emir üzerine oğullarına şöyle der "Her ikinize Allah'a adakta bulununuz Allah kimin istediği kabul ederse onu adağını ateşle yakacaktır böylelikle kimin doğru olduğunu anlaşılacaktır Habil davar sahibidir davarının en iyi besili hayvanını seçerek Allah'a adar Kabil de çiftçidir Habil'in aksine ekinin en kötüsünü Allaha adar. Gökten inen ateş Habil'in kurbanını yakar. Kabil'in kurban olarak takdim ettiğini ise aynen bırakır Kabil kurbanının Allah tarafından reddedilmesine çok kızar ve bir gün tuzak kurarak kardeşi Habil i öldürür böylece insanoğlunun ilk cinayeti kabil'in ihtirası yüzünden gerçekleşmiş olur. Hazreti Adem oğlunun ölümüne çok üzülür ve kabil'in yanından kovar. Kabil de kendisi ile birlikte doğan kız kardeşini de yanına alarak Yemen e gider orada kendisinden çoğalan bir nesil oluşur bu nesil şeytanın telkinleriyle de kabil'in kurbanının kabul olunmamasının sebebinin kendi sadakatsizliklerinde arayacakları yerde kerametin ateşte olduğunu vehmine
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı

Nesrin Sezen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
13 günde okudu
·
2024 13. kitabı
Talha Uğurluel
9/10 · 675 okunma