Ayşe Nur Alkan

Dünya, gürültülü bir gayya kuyusu. Sözün bile kıymetini yitirdiği yer. Sistemli bir şekilde bebeklerin öldürülmesi sadece izlediğimiz ve ne yazık ki giderek alıştığımız bu yerde, kendimize bakmaktan, kendi sözümüze dönmekten, öfke duymak ve küfretmek ve boykot etmekten başka bir şeyin elimizden gelmediği rezil bir yer. Hatırlayalım ki canımız acısın.
Reklam
'' Yok kurtuluş yeryüzünde, cellatlar bağışlanabildiği sürece''. Paul Eluard
Sayfa 125·Kitabı okudu
İnanç ve cesaretin uygulaması günlük yaşamdaki ufak detaylarla başlar. İlk adım kişinin nerede ne zaman inancını yitirdiğini fark etmesi bu inanç yitirmesini doğrulamaya çalışan usa vurmaları gözden geçirmesi ve yine kişinin ne zaman korkak davrandığını fark etmesidir. Her inanç kaybının kişiyi güçsüz kıldığını, bunun ise yeni inanç kayıplarına neden olduğunu ve bu kısır döngünün süregittiğini kişi fark etmelidir. Kişi ayrıca bilinçli olarak sevilmemekten korkan birinin aslında bilinç altında sevmekten korktuğunu fark etmelidir. Sevmek kendini karşılıksız olarak adamak, sevgimizin sevilen kişi de sevgi oluşturacağı ümidini taşımak demektir. Sevgi bir inanç eylemidir. İnancı az olanın sevgisi de azdır.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıkların özünden bağlanır, her biri kendisinin varlığının özünden tanırsa, gerçekleşir. İnsan gerçeği de, canlılığı da sevgisinin temeli de işte bu "özden tanıma" deneyimidir. Böyle oluşan sevgi sürekli meydan okumadır, bir köşede dinlenme değil çabalama, hareket etme, beraber çalışmadır. Öyle ki bir uyum ya da çatışma neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır. Önemli olan iki insanın birbirlerini varlıklarının temelinden yaşaması, kendi kendileriyle bütünleşmeleridir. Sevginin varlığının bir tek kanıtı vardır: Bağlılığın derinliği, seven kişilerin her birinin ilgisindeki canlılık ve güçlülük, işte bunlardır sevginin sunduğu meyve.
Sayfa 99·Kitabı okudu