Varoluşunun bir anlamı olsun isteyen ama bir yandan da hiç bir anlam olmadığına inanan bir adamın hikayesi. Dünyada onu gerçekten umursayan bir kişi bile olmamasının farkındalığını her saniye hatırlayan ve kendinden nefret ederek her şeyden vazgeçmiş bir adam bu. Ölmekle yaşamak onun için aynı anlamsızlıkta ve bu amaçsızlık, işe yaramazlık onu içten içe çürütmüş tek düşünebildiği yaşamın anlamsızlığıyken diğer insanlar sanki anlamlıymış gibi davranmasından, hiç bir şeyin farkında değilmiş gibi keyfine bakmasından, gülüp eğlenmesinden tiksiniyor ve bunların farkında olan tek insan olmanın ağırlığını ve yalnızlığını hissediyor üstünde. Modern yaşamdaki insanın hislerini, hakiki yalnızlığını ağırda olsa güzel işlemiş bence. Uyan, işe git, eve dön, yemek ye, uyu çemberinde yaşayan her insanın ucundanda olsa hissettikleri bu şekildedir fakat bence bu adamın en büyük şanssızlığı içine düştüğü buhrandan onu çekip çıkaracak bir seveninin olmamasıdır ve bu içinde bulunduğu çukura daha da saplanmasına sebep oluyor.
Hayat ve yaşamak hakkında çok düşünen her insanın sonu bu minvalde bişey olur zannımca, biraz keyfekeder yaşamak lazım.