Eğitim Şart Olmasına Şart, Ama!
Dünyanın en iyi sporcularının yetiştirildiği ülkelerde, bir sporcunun erken yaşlarda kan tahlillerine varıncaya kadar analizi ve takibinin yapıldığı, güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenerek başarılı olacağı alana yönlendirildiğini biliyoruz.
Teknik direktörün sahaya çıkaracağı sporcunun tüm yeteneklerini tanıyarak, ona göre hareket etmesi beklenir. Bu gerçeği hemen her alanda; bir komutanın askerini nerede konuşlandıracağını, bir işletmecinin hangi elemanı nerede görevlendireceğini uzun uzun analizini yaptıktan sonra görevlendirmesi gerektiğini de söylemeye gerek yok.
İşi ehline vermenin önemini prensip olarak kabul etmeyen de yoktur. Eğitimde söz hakkı olduğunu düşünen ve bu konuda bir fikri olduğu kanaatini taşıyan, eğitim sisteminin gidişatından olumlu ya da olumsuz etkilenen gruplar ve insanlar, kime sorarsanız sorun eğitimin daha iyi olması için yeni bir yaklaşım olması gerektiğini kanaatindeler. Her gruptan her yönden her görüşten.
İnsanın yaratılıştan gelen, eğitimle geliştirilen, doğuştan ya da sonradan kazandığı yetenekleri olduğunu, eğitimle öğrencinin yeteneklerinin dikkate alınması gerektiği söylenir; öyledir de. Falanca ülkeden, filanca eğitim sisteminin başarısı anlatılarak, öğrencilerin küçük yaşlarda yeteneklerine göre yönlendirildiğini ve eğitildiğini söyler dururuz. İnsanların sevdiği alanda öğrenimini sürdürmesinin onu daha başarılı kılacağın inkâr edilemez bir gerçek.
Eğitim öyle ilginç bir süreç ki ‘Bumerang’ gibi uzun bir yoldan geri dönen bir özelliğe sahip. İyi eğitim alamamış bireyin topluma doğrudan ya da dolaylı olumsuz dönüşünün yanında iyi eğitim almış bir bireyin dönüşü de hepimizi ilgilendiren bir dönüşü var.
Şikâyet ettiğimiz ya da övündüğümüz her konunun, bireyin örgün, yaygın ve yetişkin eğitiminde