Anlam arayışı içerisinde olan, kendi anlamsal dünyasına yoğunlaşmış bir insan, büyük markaların kendisine vaat ettiği -hayatı boyunca ihtiyaç duymayacağı- yeni, indirimli ürünlerinin sırasını beklemez. “Patates soyma makinesi almam lazım,” demez, o insan hayatla başka bir seviyede ilişkiye geçer. Bu anlam arayışı, sistemin sevdiği bir şey değil. Sistem, anlamsızlık içerisinde yuvarlanan ve geçici pırıltılarda anlam arayan insanların sayısını artırmaya çalışıyor. Bunun kısa ifadesi şudur: Bilinçsiz yaşayan insan sayısı ne kadar artarsa kapitalist sistem o kadar hızlı çalışır.
Bizi özellikle algoritmalar marifetiyle bir hayli derinden yöneten bu yeni dünyada nasıl özgür olunabilecegini anlamaya, anlatmaya çalışıyorum. İlk ve en önemli adım, durmayı öğrenmek. Çünkü
sistem bizi sürekli hizlandirmaya çalışıyor .
Bizim pişmanlığımızın tek bir kökeni vardır. Geçmişimize dair pişmanlık, bilinçsiz yaptığımız seçimlerle alakalıdır. Dürtüsel olarak yaptığımız seçimlerden çoğunlukla pişmanlık duyarız, tamamından değilse de çoğundan.
Dünyanın en önemli problemlerinden biri, ailelerin küçülmesi ve yaşlı bireylerin yeni nesille temasının azalmasıdır. İleri yaştaki insanların bilgeliği olmadığı zaman her nesil hayatı yeniden öğrenmek ya da bugün olduğu gibi “internetten bakmak” zorunda kalır. Arama motorları bize bilgelik vermez, sadece bilgi verir. Bilgelik yaşanmışlıkla ilgilidir.