Kitabın konusundan bahsetmeyeceğim, ortada anlatabilecek çok bir konu yok çünkü.
Adınla Çağır Beni / Call Me by Your Name, gerek kitabın kendisiyle gerek de film uyarlamasıyla oldukça popüler. Ben filmi izlemedim, izlemeyi istiyordum ama kütüphanede kitabını bulunca dedim ki önce okuyayım sonra izlerim.
Film daha güzelse bile artık çok geç. Kitabı okuduktan sonra filmini izlemeye dair tüm motivem kayboldu.
Şimdi beni takip edenler bilirler, sevmediğim bir kitaba inceleme yazarken genelde çok fazla sebep sayarım. Madde madde hepsinden bahsederim ama bu kitapta bunu yapamıyorum bile. Sevmememin tek nedeni içindeki gereksiz cinsellik.
Şimdi tek bir neden yüzünden bir kitaba bu kadar düşük puan verilir mi? Rahatsız olduğum bu durum sadece birkaç sahnede geçse belki bu kadar rahatsız olmazdım ama bu sahneler bitmek bilmedi. Kitabın tamamına yayılan yüksek dozda bir cinsellik var.
Yani öyle bir seviye ki kitabı orta yerde bırakamadım. Evden biri bir karıştırayım dese açtığı sayfayı görünce direkt yüzüme tükürmeye gelir. Bir sayfada yoksa diğerinde kesinlikle var, onda da yoksa ondan sonrakinde kesinlikle var. Bir kere kardeşimi kitabı karıştırmak üzereyken yakaladım, kalp krizinin küçük versiyonu.
Yani illa iki karakter arasındaki sahnelerden bahsetmiyorum, hatta bunlar daha az rahatsız ediciydi. Ana karakter Elio’nun… hmm, değişik fantazileri vardı elemanın ya. Başlardaki kayısı metaforundan anlamalıydın bir sorun olduğunu Rümeysa!
Ve Elio’nun iyi olduğunu düşünmüyorum. Saplantılı? Ruh hastası? Muhtemelen. Kayısı metaforu ve yazarın orijinal metinde yaptığı kelime oyunu saçma ve iğrençti. Bir süre mayo kelimesini de görmek istemiyorum (Oliver bugün kırmızı mayosunu giymiş, bugün red flag. Ay bugün de yeşil, bugün de green flag.) Ve şeftali… Yazar bunu hangi kafayla