Şimdiki zaman, ölçülemeyecek kadar küçük taksitler halinde geçmişe dönüşür, mevcut bir şey birden eskide kalır ve yaşamlarımız eskiden olduğu gibi olmaktan çıkar. Değişimler, onları yaşamış olanlar için hatırlaması zor şeylerdir, sonradan gelenler içinse hayal etmesi zor şeyler.
Hayat denen şey de işte böyle büyümeye müsaade edecek kadar açık, tehlikelerden korunacak kadar kapalı olmalıdır. Kendimizi bir kolaj gibi var ederiz, bir dünya görüşünden parçalar, yaşamak için sebepler bulur, sonra bunları bir bütün halinde birleştirir, inançları
ve arzularıyla tutarlı bir hayat kurarız, daha doğrusu şanslıysak kurabiliriz.
Nasıl konuşacağımızı bilmeden doğarız ve kendimizi nasıl açıklayacağımızı bilmeden ölürüz. Hayatlarımız, konuşmayanın sessizliği ve anlamamış olanın sessizliği arasında seyir eder…