Justina

Kitaplara o kadar gömülmüş halde yaşıyordum ki kendimi çapasız bir halde sürükleniyor gibi hissediyordum, illaki kendi zamanımın ve mekanımın bir parçası değildim, bir ayağım ya da daha fazlası daima başka yerlerdeydi, ortaçağda, hayali yerlerde, Edward döneminde. Bu süzüle süzüle gezinen dünyada, bir gün uyandığımda kendimi bahsettiğim bu diğer yerlerden ve zamanlardan birinde bulabileceğime dair bir his vardı içimde.
Sayfa 120
Reklam
…sanki kalbim kurşunla kaplıydı, sanki güçlü yerçekimiyle her adımı zorlu bir çabaya, uzuvları havaya kaldırmayı meşakkatli bir işe ve insan içine karışmayı bitkinlik verici bir olaya dönüştüren bir gezegendeydim.
Sayfa 101
O kadar yoğun yokluklar vardır ki yokluklarının bilgisi bile yoktur; bazı mahrumiyetler, mahrum kaldıklarımızın listesine girmekten bile mahrumdur. Hayır, ilgilenmiyorum, beni rahat bırakın diyebileceğim ses de bunlardan biriydi işte. Bunu ancak yakın zamanlarda fark ettim.
Sayfa 69
Sırf kadın oldukları için başka kadınların başına gelen onca kötü şey, sırf kadın olduğunuz için sizin de başınıza gelebilirdi. Öldürülmeseniz bile içinizdeki bir şey, özgürlük duygunuz, eşitlik, özgüven duygularınız öldürülürdü.
Sayfa 59
Her şeyden fazla istediğim şey dönüşümdü. Mizacımın değil de koşullarımın değişmesini istiyordum. Gitmek istediğim yer konusunda fazla bir fikrim yoktu ama geldiğim yerden uzaklaşmak istediğimi biliyordum. Belki mesele esasen iştah değil de tam zıddı olan tiksinti ve kaçınma hisleriydi, belki yürümenin benim için bu kadar önemli olmasının sebebi de buydu: Kendimi bir yere varıyormuş gibi hissediyordum.
Sayfa 45
Reklam