“Karşımızdaki kişinin bu gibi çatlaklarla birlikte gelen ve gitmeyecek olan üzüntülerle baş edebileceğini ve bunları beraber çözeceğimizi bilmek isteriz.”
“
Benim bağlanma şeklim hangisidir?
Tip A
-Genellikle romantik eşlerin beni sevmeyecekleri ya da benimle olmak istemeyeceklerini düşünürüm.
-Yakınlık isteğim bazen diğer insanların korkup kaçmasına yol açar.
-Genellikle eşimin istediğinden daha fazla yakınlık isterim.
Tip B
-Başka insanlara bağlı olmak zorunda olmaktan hoşlanmam.
-İncinmek için bir tuzak gibi görünüyor. -Kırılganığımı başkalarının görmesine izin vermek istemem. Aslında kırılmak istemem.
-Birisi bana fazla yakın olursa kendimi gergin hissederim.
Tip C
-Başkalarına bağlı olduğumda ve bana bağlı başkaları olduğunda kendimi rahat hissederim.
-Başka insanlarla kolay yakınlık kurarım.
-İhtiyacım olduğunda diğer insanların orada olacağına güvenirim (birçok zaman).
Tip D
-İnsanlarla onların ihtiyaçlarını karşılayarak yakınlık kurarım.
-Onların ihtiyaçlarını yeterince karşılarsam beni terk etmeyeceklerini düşünürüm.
- Her ikimizin ihtiyaçlarına birden yer yok gibi hissederim.
Tip A Kaygılı tip, Tip B Kendine yeten tip, Tip C güvenli bağlanmayı, Tip D ise tepkisel bakıcılığı temsil eder. Düzensiz bağlanma belirgin bir tipin yokluğu olduğundan bu tür bir yolla kendi kendine tanımlamak oldukça zor olabilir.”
“Bağlanma ihtiyacınız engellendiğinde bunun birincil önem kazandığını, tatmin edildiğinde ise geri plana itildiğini belirtir. Güvenli bağlanmış çocuklar ve yetişkinler görülmek ve desteklenmek için başka insanlar aramaya takılmazlar ve diğer ihti- yaçlarını karşılamaya odaklanırlar.”
“Bir anne birkaç farklı nedenden ötürü desteklemekte zorlanabilir. Kendisi öyle kötü annelik görmüş ve desteklenmemiştir ki nasıl destekleyeceğini bilmiyordur. Kendi ihtiyaçları için destek almaya odaklanmış olabilir. Çocuğunun ihtiyaçlarının farkında olmayabilir ya da çocuğunu o güne kadarki başarılarından ya da gelişen bedeninden ürkmüş olabilir. Ya da çocuğa destek olma enerjisini bulamayacak kadar bezgin ve çökmüş olabilir.”
“Çocuğun dilini öğrenmesini düşünelim; dilbilimcilerin belirttiği gibi, çocuk birçok dilde sesler çıkartmaya başlar, ancak sadece anne/babasının konuştuğu dilde olan sesler etkinleşir ve diğer sesler çocuğun kelime dağarcığından silinir. Benzer şekilde, anlaşılmayan duygular, fark edilmeyen davranışlar, anlaşılmayan ya da desteklenmeyen nitelikler körelir ya da baskılanır.”