Amatör yazar, supposed to be a life enjoyer. Puanlamalarim subjektif kendi okuma deneyimime, bana kattigi seylere ve okurken aldığım zevke göre degerlendirme yapiyorum. Edebiyat, müzik, tarih, felsefe ve sanat severim.
(spoiler içerir)
Bu kitap aslında Prenses ve Goblin kitabının daha sonra çıkan ikinci kitabı. Kitap tek kelimeyle harikaydı birinci kitaptan açık ara daha çok sevmiştim. Prenses ve Goblin kitabını da öneririm o da yine oldukça iyiydi. Bu kitapta Curdie daha çok ön plandaydı. Bu kitabın sonu her hikayenin güzel sonla bitmeyeceğini gösteriyor ve gerçekçi davranıyor. Kitapta sizi şüpheye düşerecek kadar düşünmeden yazılmış hiçbir mantık hatası bulamadım. Curdie bu kitapta gerçekten verdiği çabanın karşılığını alıyor. Benim için bu serinin çok özel bir yeri vardır. Kitabın kurgulaması, betimlemesi zaten ayrı bir harika. Bu kitabı alıp sıkılmadan bir solukta okuyabilirsiniz. Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı Tolkien'in de başucu kitaplarından biridir.
Aslında bu kitabı yakın zamanda okumayı planlamıyordum ancak arşivimde kalmasını istemediğimden okumaya karar verdim. Bence, kitap yoğunlukla bilim ve teknoloji konusunda kitap okuyanlar için oldukça güzel olabilir fakat bilim ve teknoloji şahsen diğer türlere göre daha az hakkında kitap okuduğum bir alan. Bu yüzden itiraf etmeliyim ki benim gibi bu tür ile pek fazla ilgilenmeyen biri sıkılabilir ama kesinlikle zaman kaybı olmadığını düşünüyorum. Size hayvanlar dünyası hakkında gerçekten ilgi çekici bilgiler sunuyor ve eğlenerek öğreniyorsunuz, tavsiye edebilirim.
(spoiler içerir)
Aslında kitap o kadar da kötü değil ama yedi puan vermeye gerçekten içim el vermiyor. Bu serinin en eski takipçilerinden biriyim ve artık kitap çıkmasını sevinçle beklemiyorum. Seri mantık hataları ile doldu. Mesela Lusi'nin dokuzuncu kitapta annesinin cadı olduğunu öğrenmesi. Ölmemesinin büyük bir şans olduğu sekiz kitap boyunca değilde dokuzuncu kitapta pat diye annesinin kızım kızma ama ben cadıyım demesi. Bu kitaba gelecek olursam eskiden Lusi karakterinin kararlarını daha sağlıklı verdiğini düşünüyorum. Önüne çıkan istisnasız herkese güveniyor. Daha yeni tanıştığı bir karakter ile arkadaşlık bağı kurmakta gerçekten üstüne yok. Kızılderili detayını ise biraz anlamsız buldum. Cadılar ile Kızılderililerin savaşması nerede görülmüş. Kitaba özel, Kızılderililer yerine başka bir toplulukta oluşturulabilirdi. Hani tamam Lusi'nin annesi falan cadı başlarında Kraliçe Cadı gibi bir bela var ama bunlar en başından beri cadı en başından beri düşman. Yani sekiz kitap boyunca hiçbir şey yapmayan Kraliçe Cadı'nın dokuzuncu kitapta neden onlara bulaştığı onuncu ve on birinci kitaplarda da başlarına bela olmasının nedeni ne? Serinin bir planı olması gerektiğini düşünüyorum. Herşey çok doğaçlama ilerliyor ve bunun seriye zarar verdiğini düşünüyorum.
Güzel kitap doğrusu 392 sayfaya değdiğini düşünüyorum. İkinci kitabını da okumayı planlıyorum. Kitapta karakterlerin uyumu, olay örgüsü gibi unsurlara değer verildiği kanısındayım.