Potansiyeli çok yüksek ama işleyişi yüzünden batmış bir kitap benim gözümde. Psikolojik gerilimde okuyucunun sadece "ne olacak acaba" demesi değil aynı zamanda da "şu mu acaba bu mu acaba, bu gerçek mi, bu sahte mi, kime güvenmeli" gibi sorular da sorması ve fikir yürütmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca bir çok 'ters köşe' de kurgu boyunca küçük ipuçları ata ata ortaya çıkmalı. Geri dönüp "Aaaaa evet ya" dedirtmeli bence.
Bu kitapta ise her 'ters köşe' aniden, rastgele ve öncesinde hiç bir ipucu/belirti vermeden önümüze atılıyor. Şaşırmaktan ziyade sıkıntı veriyor. Dahası gizem unsuru o kadar çok uzatılıyordu ki artık merak etmekten yorulup ne olacaksa olsun ya modunda okumaya zorladım kendimi. Bir de yazılmış her yeni 'ters köşe'nin bir öncekini yalanlıyor olması da çok ucuz bir yazım tarzı gibi geldi bana.
Tamam psikolojik gerilimde gerçeklik algısı bükülür, neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğu anlaşılmaz hale gelir ama bu başka bir şey. Burada yazarın bile neyin gerçek neyin sahte olduğunu takip edebildiğine inanmakta güçlük çekiyorum.
Konusu harika, mekan ve karakter dizaynları çok iyi ancak yazım ve işleyiş ile tepetaklak gitmiş kitap. Nasıl bu kadar yüksek puanı var anlamadım ama abartılmış bence. Wulf Dorn ve Arno Strobel seviyorsanız, özellikle de kurgu işleyişi ve yazı tarzlarını beğeniyorsanız, bu kitabı önermem...