Evleneceğim dediğinde kimse "Neden?" diye sormaz. Boşanmak isteyenlere de "Neden?" diye sorulmadığına şahit olmadım henüz. Düşün. Evlenmek için belediye onayı isterler, ama boşanırken mahkemeye başvurmak zorunda kalırsın. Bu toplumun derinlerde yalnızlığı lanetleme şeklidir.
Mevlana diyor ki:
"Kime kötü gözle bakarsan bil ki kendi varlık dairenden bakmaktasın, sen fena olduğundan onu fena görmektesin. Eğri merdiven basamağının gölgesi de eğri olur."
Şu bir gerçek ki insanlar da zihinlerinde aslında var olmayan sınırlar yaratırlar. Ayakları görünmez zincirlerle bağlıdır. Hayatları boyunca özgürce tek bir adım atamazlar. "Ayağa kalkamıyorum..." derler. "İmkanlar kısıtlı..." derler. Herkes özgür olmak istiyoruz diye bağırıp durur. Ama kimsenin aklına "Bu kazıklardan nasıl kurtulabilirim?" diye sormak gelmez. Ondan önce sorması gereken soru ise şudur: "Bu kazıklar gerçekten var mı?"