Arzu

“Anadile saygı, insana saygıdır. Anadili konuşma, eğitim ve öğrenimde kullanma hakkının vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu ve bu hakka karşı çıkmanın hiçbir gerekçesi olamayacağını düşünüyoruz.”
Reklam
Bahçeli tepkisini şöyle dile getirdi: “(…) Yoldaki kalabalığı görünce Sayın Cumhurbaşkanı arabasından iniyor ve Güroymak’ı eski adıyla ‘Norşin’ olarak hatırlayıp onları öyle selamlıyor. Değerli dava arkadaşlarım. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, daha demokratik açılım olmadan PKK taleplerine Güroymak’ta cevap veriyor. Kara yoluyla İstanbul’a giderken Gebze’den sonra İstanbul levhasını değiştirip Konstantinopolis mi yapacaksınız? Bunların hepsine çözüm diyorlar. Bu çözüme katılmayan tek siyasî kuruluş, tek düşünce Milliyetçi Hareket olarak karşı duruşumuzu da sorgulamaya çalışıyorlar. Her şey açık. Bu oyuna Türk milliyetçileri düşemez. Bu oyuna bu ülkede yaşayan bin yıllık kardeşliğimiz de düşemez.
Demokrasiye giden yol; tuzaklarla, mayınlarla ve bombalarla doludur. Tam demokrasi hedefini önüne koyan bir hükümetin de en büyük görevi, bu yolu bütün tehlikelerden ve tuzaklardan temizlemektir. Böyle büyük hataların ve büyük faciaların, vatandaşın kalbinde mazeret bulması mümkün değildir.
TRT, Kürtçe yayın hazırlığına başladı. Tarih olarak da 1 Ocak 2009 tarihi belirlenmişti. Koordinatör Sinan İlhan, gerçekten çok büyük bir iş başarmış ve çok kısa sürede TRT Şeş’i yayına hazır hale getirmişti. Açılış günü ekranlara yansıyan: “Em di bın eyni esmani de ne” yani “Hepimiz aynı gökyüzünün altındayız” sözleri, günün önemine çok güzel bir atıfta bulunmuştu. ‘Mıhemedo’ şarkısı nedeniyle 1976 yılında aranan ve aynı yıl önce Suriye’ye ve ardından Almanya’ya kaçarak orada yaşamaya başlayan, yaptığı 30 kaset ve güçlü sesi ile müzik eleştirmenlerinin takdirini alarak ‘Kürtlerin Pavarottisi’ olarak anılan Şivan Perwer’in aynı şarkısının açılış günü seslendirilmesi de gerçekten çok ciddi ve iyi niyetli bir jest olmuştu.
ikinci adamı Şemdin Sakık yakalandıktan sonra Diyarbakır Cezaevi’ne konulmuştu. Şemdin Sakık’ın itirafları olduğu söylenen bu belgede, gazeteciler Mehmet Ali Birand ile Cengiz Çandar suçlanıyor, PKK’ye yardım ettikleri ve bunun karşılığına para aldıkları iddia ediliyordu. Bu andıç kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Reklam