Kürt dilinin konuşulmasının önündeki kanunî yasak ise 1991 yılına kadar devam etti. 25 Ocak 1991 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun aldığı bir karar neticesi, Kürtçe konuşma serbest bırakılmış ve Kürtçe müzik yapmanın önü açılmıştır.
Binbaşı Esat Oktay Yıldırım, Diyarbakır 5 No’lu Askerî Cezaevi’nin iç güvenlik amiri idi. Askerî Cezaevi’nde çok sıkı bir disiplin sağlamış, bunu sağlamak için de akla hayale gelmeyen işkence yöntemlerini bulmuş ve uygulamıştı. Şiddet bir kez daha şiddeti doğurmuş ve Esat Oktay Yıldırım, yıllar sonra İstanbul Ümraniye’de bir belediye otobüsünde silahlı saldırı sonucu eşinin gözleri önünde öldürülmüştü.
Bu özelliği ve insanlık dışı zulüm ve işkenceleri ile Diyarbakır Cezaevi, tam bir ‘PKK Akademisi’ne dönüşmüştü. Buraya sempatizan ve suçsuz olarak giren insanlar buradan çıktıktan sonra tam bir militan ve ‘Türkiye düşmanı’ olmuşlar; bunlardan çok sayıda kişi de dağa çıkmıştır.
Kamuoyunda ‘Nurcu’ veya ‘Süleymancı’ olarak bilinen ve terörle uzaktan yakından ilgisi olmayan grupların arasında gizlenmeyi amaçlayan bu yeni stratejinin araçları da örgüt mensuplarına iletildi. Örgüt mensuplarının toplandıkları evlerde Risale-i Nur ve Kur’an-ı Kerim bulundurmasını isteyen Hizbullah liderleri, bir taraftan da bahsi geçen grupların burs ve pansiyon imkânlarından istifade etmeye çalıştı.
1982 Anayasası’nın 42/9. maddesinde yer alan “Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarının ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez’’ hükmü tamamen Kürtçe’nin önünü kapatmak için konulmuştu. Azınlık okullarında Türkçe okutuluyordu; fakat bu okullarda ana dillerin de okutulduğu biliniyordu.