Osmanlı yönetimi ile birlikte bölgeye, daha çok Kürtlerin meskûn olması nedeniyle Kürdistan denmeye başlandı. Bu biat sonucu, Yavuz Sultan Selim Kürt beylerine, hepsinin ortak olarak kabul edecekleri bir ismin kendisine bildirilmesini ve bu ismin beylerbeyi olarak atanacağını bildirdi. Ancak Kürt beyleri, bu teklifi kendi aralarında anlaşmalarının imkânsız olduğunu, içlerinden kim atanırsa atansın anlaşmazlık çıkacağını beyan ederek, Yavuz Sultan Selim’in bir beylerbeyi atamasını ve kendilerinin de atanacak bu beylerbeyine itaat edeceklerini duyurdular. Bunun üzerine Yavuz da, Diyarbakır’a beylerbeyi olarak Bıyıklı Mehmet Paşa’yı tayin etti.
Evvelce bütün dualar, hatta cuma ve bayram günleri bir nutuk demek olan hutbeler bile Arapça okunur, halk da, ne söylediğini ve ne de dinlediğini bilirdi. Manasını anlamadığışeyleri dinlemeye çalışırken uyuklardı.
Peygamber sözü diye ne yalanlar söylenmiştir bilseniz... Bunun böyle olacağını anlayan, bit gibi halkın sırtından geçinen bazı ahlaksızların kendisine iftira edeceğini keşfeden Peygamber, vaktiyle "Size benim sözüm diye bir laf söylendi mi bakın, eğer Kur'an'a ve aklınıza uygunsa kabul edin; değilse, o laf benim sözüm olamaz" demiştir.