Naşide Beydur

Naşide Beydur
@Nasidebr
Ey zindanda bir gece geçirmemiş dost, güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin? Cennette hiç bir sarsıntıya uğramadan yaşayacak olan insanoğlu mu, yoksa ayağı kayarak yeryüzüne düşen ve orda âb-ı hayatı ararcasına karanlıklar arasında geçen, dünya çilesini çektikten sonra Tanrı'ya özlem duyan insan mı? Seçilmiş olan hangisidir? Şanlı olan hangisidir? Yurdunu hangi insan daha çok sevecektir: doğduğu yerden ölünceye kadar hiç ayrılmayan insan mı? Yoksa en genç çağında yurdundan ayrılarak savaşa gitmiş, esir düşmüş, bir daha dönme umudunu tam yitirmişken ansızın esen bir hızır yeliyle kendisini yine ülkesinde bulan insan mı? Artık bu insan, yurdunun taşlarına ve topraklarına ne sevgiyle bakar; güneşin kendi ülkesinde suya düşüp bin parça oluşunu ne kalb titreyişiyle izler? Bir çiftçiyi tarlasından koparmak ne demektir? Daha doğrusu kopardıktan sonra ona tarlasını iade etmek? Ona hayat bağışlamak budur işte. Ya sevdiği kadına hemen bir el uzanışıyla kavuşan insanla ona her uzanışında yere çarpılan, düşen, bataklıklara saplanan, sonra yine ölümden dirilmişcesine doğrulan, didine didine sevgilisine doğru giden, onu erişilmez bir yücelikte parlak bulan ve ona tekrar yaklaştığında Zatüssuver Kalesine yaklaşmışcasına büyülü burçların açılarak zehirli oklar yağdırdığını gören ve yine bitmez tükenmez Çin ülkelerine düşen, yine savaşa savaşa, ölüm ve korku devlerini kıra kıra, peri kördüğümlerini çöze çöze yeniden sevgi hedefine doğru yönelen insandan hangisi daha çok hayatın kabuğunda veya incisindedir? Düşen insandır, hayatın sesini işiten, iç sesini duyan... Hakikatlara kurban gibi başını uzatmış olan odur. Tanrısal bıçağın parıltısını o görmüştür. Akmadan önceki kanın şırıltısını o işitmiştir. Artık hayatı boyunca o şırıltı kulaklarındadır. Hayat, o şırıltıyla
Sayfa 11 - Diriliş yayınları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kapı açılacak, Peygamber Efendimiz cennete bi-gayri hisab gireceklerle beraber girecek. Rabbimiz lütfuyla keremiyle, yüzümüzün karasına, amelimizin azlığına bakmadan bizi o Efendimiz'in yanında ilk girenlerle cennetine dâhil olanlardan eylesin.
Sayfa 370·Kitabı okudu
Birisi; "Bir sene sonra mahsul almak istiyorsan yere tohum ek. On sene müddetle hep mahsul almak istiyorsan ağaç dik. Yüz sene mahsul almak istiyorsan insan yetiştir." diyor. İnsan yetiştirirsen yüz sene o adamdan istifade edeceksin. Ama insan yetiştirmezsen al başına yüz senelik bela! Hayatı bir bela, ölümü bir bela... İşin yoksa uğraş. İşi gücü yıkıcılık; eline kazmayı küreği almış, milli kültürümüzü, tarihimizi, örfümüzü, dinimizi, imanımızı, mâneviyatımızı, aile yapımızı, her şeyi yık makla meşgul bir sürü insan... Yıkımcı! Kazma kürek, dinamit saldırıyor. Dünyanın en muhteşem medeniyetine, mânevî medeniyetine saldırıyor. En insanî, en faziletli medeniyetine saldırıyor, farkında değil. Kendi dedesine, ailesine, kendisine... saldırıyor, farkında değil. Kendi bindiği dalı kesiyor, farkında değil!
Sayfa 100·Kitabı okudu
Peygamber Efendimiz; "Kıyamet kopup da dünyanın düzeni yıkılıncaya kadar Allah'ın dinini tutup destekleyip hakda, hak yolda yürüyen, Allah'ın dinine hizmet edecek bir grup insan daima mevcut olacak. İnsanlar ne kadar bozulsa ne kadar hak yoldan çıksalar bir grup numûne insan, hak yolda yürüyen bir taife mevcut olacak," buyuruyor, müjdeliyor. Rabbimiz, çevremiz ne kadar bozulursa bozulsun, bizi o hakkı tutan taifeden eylesin. Hak ehli olarak yaşatsın, hak ehli olarak emanetimizi teslim etmeyi nasip eylesin. Huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin.
Sayfa 68 - Server y.·Kitabı okudu