Yahudiler Tanah'ta Tanrı'nın ağzı” olarak nitelendirilen peygamberlerin doğru sözlü olmalarına inanmakla birlikte onların erdemli olmayan bazı davranışlarda da bulunduklarına inanırlar. Eski Ahid'de Hz. Musâ'nın Tanrı'yı azarladığı, Hz. Dâvûd'un evli bir kadınla zina ettiği ve sonra kocasını hileyle öldürtüp onunla evlendiği, Hz. Süleyman'ın kadınlara uyarak başka ilâhların peşinden gittiği, Peygamber Habakkuk'un Tanrı'ya kızarak serzenişte bulunduğu, gibi pek çok olumsuz örneğe rastlamak mümkündür. Ortodoks Yahudilere göre peygamber dahil hiçbir insan günah işlemekten beri değildir. Yahudiler peygamberin örnekliğinden çok mesajın doğruluğuna odaklanmaktadırlar.
İslâm anlayışına göre insanlığın ilahi hitaba mazhariyeti ilk insanla başlamış olsa da insanlık, mesajı kemal haliyle kavrayabilmek için binlerce yıl süren uzun bir tecrübe birikimine ve kültürel gelişime ihtiyaç duymuştur. Ardı ardına gönderilen peygamberler insanları eğitmiş, büyük buhranlar ve sarsıntılarla yoğurulan deneyimler insanlık hafızasına kazınmış, uzun anlamlar kısa kavramlara dönüşmüş ve insanlık entelektüel olarak hazır olduğunda, son peygamber, ezeli ilâhi mesajı insan düzeyine dekode edilmiş en mükemmel hali ile tebliğ etmek üzere gönderilmiştir. Bu tedricilik hikmetin gereği olup Kur'an vahyi ile göksel tenzil son bulmuştur.
Vahiy kelimesinin Arapçaya diğer dillerden geçmiş olması kuvvetle muhtemel olup bu kelime kuş sesi veya yıldırım sesi gibi çok ani ve kısmen insanın duyma eşiğini aşan yoğun frekanslar içeren sesler için de kullanılmıştır. Kutsal metinlerde vahiy yerine ruh teriminin de kullanıldığı görülmektedir. Vahiy, genel anlamıyla, peygamberlere mahsus bir fenomen değildir. Kur'an âyetlerinden anlaşıldığına göre Yüce ALLAH'ın peygamberler haricinde bazı insanlara hatta başka varlıklara vahiy olarak tabir edilen yollarla mesaj iletmiştir. Nitekim Hz. Meryem'e, ve Hz. Mûsâ'nın annesine," havarilere, bal arısına, hatta yer ve gök gibi cansız gök cisimlerine vahyedildiği âyetlerde geçmektedir.