Andrey Voznesenski

Andrey Voznesenski
@Nastasia
Moskova
Acı, hüzünlü yok olmanın sesiz sızısını yaşmak; Her gün birkaç kere öfkeden yumuşaklığa, yumuşaklıktan hüzne, ağlamaya düşüyor, yok oluyor, boşlukta salınıp kalıyor, dünyanın sonsuzluğunda tek başına. Yokluğun, hiçliğin, boşluğun çaresizliğine düşmek. Hep yitirilmiş bir şeyi aramak. Unutulmuş bir tada yeniden varabilmek. Kendini zayıf, acıyan, yarı ağlamaklı, tatlı bir hüzne kaptırıvereceksin, sonra birden ta iliklerine kadar öfkeden titreyeceksin. Ve öfke sürecek. Bir gün, beş gün, bir ay, bir yıl, bir ömür. Öfkeden öyle tir tir, ağzın köpük içinde, zangır zangır, kudurmuş, gözleri pörtlemiş, öfkede, işkencede, hüzünde yaşmak. Böyle yaşamak, hiçte, dayanaksız, sevgisiz, kimsiz, hiç kimseyi hiçbir zaman kıskanamamanın insaniyetsizliği. Acısız, öfkesiz, uykusuz, düşsüz. Ot gibi, ağaç, böcek gibi. Böcek bile, sinek bile bu kadar hiçte, boşlukta değildir. Böcek bile, ağaç bile, sümüklü böcek, solucan bile. Yokluğuna alışmaya çalışmak, çaresizliğin de dört dönmek.
Sayfa 1
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Düşüncelerimizin, zalim kaderin yumruklarına ve oklarına katlanması mı daha güzeldir; yoksa direnip bela denizlerine karşı durarak “Yeter!” demesi mi?
Sayfa 1
Çaresizliğin içinde bir şehre vedaya hazırlanıyordu gözlerim.Yıldızlar aydınlatıyordu bir şehiri ve ben yorgun otomobilin sesinde gizli gizli yanaklarıma süzülen göz yaşlarımı saklıyordum kendimden. Vakitsiz bir ziyaret gibi görünse de aslında bir vedaydı bu son gelişim. Son kez görmek, sarılmak, dokunmak istedim sadece, bana ait değildi dünden kalan her şeye. Bahçelievler mahallesi, bahçelievler sokak’ taki 6 numaralı 6 katlı binaya. Adım adım gezdim bütün sokağı. Gözümün değdiği her yerde anlılarımdan izler sildim. Ne kolay sıkılıyor insan dedim kendinden. Sokağın ışıklarında kaybettim bütün çoçuk gülüşlerimi. Bu son veda. Beni bu sokağa bağlayan hayatımın son şahidine hüzünlü bir elveda. Son kez baktım sokağına. Hava gittikçe aydınlanıyor, inadına yıldızlar alabildiğine parlıyordu bu gece. Ruhumun sancılarına tezat bir ışıltıda gözlerim, haydi diyorum eve dönüş için; dünden ve düne dair var olan her şeyden bugüne dönmek için doğru zaman. Arkamda yalnızca bir sokak değil yalnızlıklarımı, geçmişimi, hayallerimi bırakıp düşüyorum yollara. Karanlığın koynuna bırakıyorum tüm kırılmışlıklarımı.
Sayfa 507
Alnında yazılı olan kader değil, ömrümün hikâyesinin sonesidir. Senim acıyor, şöyle koca ve harap olmuş bir sesle adını haykırmakla doyasıya rahatlatamadım yüreğimi, bembeyaz bulutlardan bir oluk şiir sağıyorum kuşları için gözlerinin. Keşke, Janya ihtişamlı inancını taşıyabilseydim, keşke kuzum senden başka hiçbir dertle bozmasaydım tadını aklımın, kadersizce seni omuzuma alıp çarşı pazar dolaştırsaydım, nergiz ve nesrinlerin balkonlarında; ağzını dilimin zindan edebilseydim ama tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş ben medet haykırış devrinin bir işareti,savaşlarda mızrakların hedefi başı top, gözü bilye, karnı deşik. Buyur Janya artık öldüre bilirsin beni…
Sayfa 72