Cehennemdeyiz diye düşündüğümü hatırlıyorum. Burası cehennem, lanetlendik biz. Birileri cezamızı vermek için ölmemizi bekleyemedi, cehennem kalkıp buraya, loş Ukrayna kırlarına çöktü. Buradan çıkmak zorundayız.
... Bu yeni "tersine göçmenler"den birinin, ifade ve toplantı özgürlüğünü ve hür teşebbüsü korkunç biçimde kısıtlayan yeni devrimci rejimdeki yaşamı betimlemek için kullandığı şu ifadeyi hala hatırlıyorum: "Artık yasak olmayan her şey mecburi!" Bana otoriterliğin mükemmel bir tanımı olarak gelen bu cümleyi hiç unutmadım.