Bir psikologa yakışır bir kitap mı? Evet, farklı birçok hastalık tanımlayıp anlatmış, araya kişisel gelişim mesajları vermiş, bunları yaparken akıcı bir dil kullanmış ve çarpık bir romantizm ile entrikaları harmanlamayı ihmal etmemiş.
Bir edebiyatçıya yakışır bir kitap mı? Hayır, öncelikle kitap gerçekçi gelmiyor. Karakterlerin hepsi başarılı varlıklı insanlar ama maalesef geçmişlerinde şok edici birtakım olaylar yaşamış. Ne tesadüf bunların hepsi bir şekilde birbirini buluyor, derken aslında tesadüf olmadığı ortaya çıkıyor, çok şaşırdık değil mi? Karakterler tek tek kurgulanmış ve bir asistanın hocasına sunacağı şekilde verilmiş, sonra da hastalıkla alakalı bilgi verilmiş. Başlarda göze batmayan bu durum hikayedeki her karakter için aynı şekilde yapılınca yazarın bu konuda donanımsız olduğunu fark ediyorsunuz. Okuyucu karakterleri ayrıntılardan keşfetmek yerine al bu da böyle bir psikolojisi bozuk karakter deniyor. Bununla birlikte devamlı her şey yazarın istediği şekilde gidiyor, bunu karakterlerin hiçbir şeyi sorgulamadan onaylamasından anlıyoruz. Kitabı 200'lere kadar ne olacak diye okurken devamında bir şeye bağlamayacak mı diye okudum, ve öyle bir son ki akıllara zarar; çünkü baya bildiğiniz sizi aptal yerine koyuyor. Sonu ile alakalı spoiler vermek istemem ama yeni bir Gülsen Budayıcıoğlu gelir mi, göreceğiz.