MaD

Ölmeden önce son bir film izleme şansın olsa hangisini izlerdin?
9/10
·184 syf.··
2026 6. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 18:19
Klasik ıssız adaya düştün yanına ne alırdın soruları gibi film izlemekten keyif alan insanlar olarak bu soruyla en az bir kez karşılaşmışızdır. Peki ya gerçekten izleyeceğimiz o film vazgeçmek zorunda olduğumuz son film olsaydı? Kitap tam da böylesine ağır bir konuyu olabildiğine alaycı ve umursamaz Aloha tişörtlü bir şeytan yardımıyla irdeliyor. Bir gün daha yaşamak için neleri feda etmezdin? Bir gün daha yaşayabilmek için nelerden ödün vermezdin? Elbette alaycı şeytan yerdeki çöp, böcekler gibi bariz şeyleri kabul etmiyor, bir takas istiyorsan dişe dokunur kıymeti olmalı. Feda edilen her zaman oldukça kıymetli ve en sevdikleri için vazgeçilmez şeyler oluyor. İlk etapta başkaları için büyük önem arz eden şeylerden ödün verirken, baş karakterimiz annesi için çok kıymetli olan Lahana adlı kediden vazgeçemiyor ve ölümle barışını yapıyor. Sonrası geç gelen aydınlanma ile hayatı yakalama çabası… “Hayat yakından bakıldığında trajedi, uzaktan bakıldığında komedidir.” İnsan bazen tüm bu koşuşturmacanın içerisinde çok önemli ayrıntıları kaçırıyor. Belki tüm bunlar için bir şeyler feda etmeye gerek yoktur, zira görmesini bilenler için onlar hep yanımızda. “Yarın öleceğini bilenler ellerinde kalan sınırlı zamanı en dolu yaşayanlardır.”
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura · Dex Yayınevi · 20212,309 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evlilik kazanılması gereken bir güç oyunu mudur?
6/10
·128 syf.··
2025 6. kitabı
"Hayatın detaylardan ibaret. Yapın küçük ihtiyaçların sürekli karşılanması üzerine kurulu, çocuklarını örten ve onları sıcak ve güvende tutan dev bir yorganın ilmeklerine dikilmiş küçük sorumluluklardan oluşuyor." Winona ilk bakışta planlı programlı bir ev hanımı gibi, kendine zaman ayırmaya çalışan kitap yazmayı seven. Zaman geçtikçe Winona'nın kendi iç çatışmalarını biriyle konuşur gibi kendine telkinde bulunduğunu, aslında içinde bulunduğu bu evlilik müessesesinden çok da mutlu olmadığını, kendini bir zebra gibi özgür, ehlileştirilemez tasvir ederken, aslında bir seylere ne kadar ses çıkaramayan, aciz biri olduğunu görüyoruz. Öyle ki sorunları artık doktora gitmesini gerektirmiş, kimine göre anksiyetesi ve aritmisi olan, kimine göre bipolar bozukluğu olan hasta bir birey haline gelmiştir. Winona artık hayattan ne istediğini bilememektedir ve kendini kapana kısılmış hissetmektedir. Sanki hayatındaki hiçbir şeyi kendi istememiştir ve birinin avucunda oynatılmaktadır. Winona eşinin obsesif ve kontrolcülüğünden şöyle bahsedilmektedir. "Çünkü kendisine direnen her şeyi tamamen ele geçirmek istiyor. Sahip olduğum her şey, olduğum her şey ona ait olmalı. Kendi düşünceni bir başkasının ağzından duymak, kendi fikrinin yok sayılıp sonra onun tarafından gerçekleştirilmesini izlemek, kendi hayalinin gasp edildiğini görmek- içten içe yağmalanmak- boğucu bir deneyim. Güvende olabileceğin tek yer sessizlik, değil mi? Sessizlik sarmalı." Evlilik iki bireyin birbirini anladığı, birbirine yardım ettiği ve ilgi alanlarına saygı duyup yeri geldiğinde özgürleştirdiği bir kurum olmalıdır. Çocuk büyütmek halihazırda oldukça zorken iki çift arasındaki diyaloğun kaybolması, çocuklarla ilgilenmekle geçen bir ömür kadının gitmesi ile sonuçlanabilir.
Kara BulutlarMiranda Darling · Dedalus Kitap · 2025222 okunma
3/10
·264 syf.··
2021 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2021 09:27
Bir psikologa yakışır bir kitap mı? Evet, farklı birçok hastalık tanımlayıp anlatmış, araya kişisel gelişim mesajları vermiş, bunları yaparken akıcı bir dil kullanmış ve çarpık bir romantizm ile entrikaları harmanlamayı ihmal etmemiş. Bir edebiyatçıya yakışır bir kitap mı? Hayır, öncelikle kitap gerçekçi gelmiyor. Karakterlerin hepsi başarılı varlıklı insanlar ama maalesef geçmişlerinde şok edici birtakım olaylar yaşamış. Ne tesadüf bunların hepsi bir şekilde birbirini buluyor, derken aslında tesadüf olmadığı ortaya çıkıyor, çok şaşırdık değil mi? Karakterler tek tek kurgulanmış ve bir asistanın hocasına sunacağı şekilde verilmiş, sonra da hastalıkla alakalı bilgi verilmiş. Başlarda göze batmayan bu durum hikayedeki her karakter için aynı şekilde yapılınca yazarın bu konuda donanımsız olduğunu fark ediyorsunuz. Okuyucu karakterleri ayrıntılardan keşfetmek yerine al bu da böyle bir psikolojisi bozuk karakter deniyor. Bununla birlikte devamlı her şey yazarın istediği şekilde gidiyor, bunu karakterlerin hiçbir şeyi sorgulamadan onaylamasından anlıyoruz. Kitabı 200'lere kadar ne olacak diye okurken devamında bir şeye bağlamayacak mı diye okudum, ve öyle bir son ki akıllara zarar; çünkü baya bildiğiniz sizi aptal yerine koyuyor. Sonu ile alakalı spoiler vermek istemem ama yeni bir Gülsen Budayıcıoğlu gelir mi, göreceğiz.
Süt LekesiEsra Ezmeci · Destek Yayınları · 20204,291 okunma
7/10
·282 syf.··
2019 19. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2019 17:36
'Neden canımız yanar? Çünkü tüm ruhsal özelliklerimize karşın biz insanlar yine de ölümlü bedenlerimizle aramızdaki bağlarımızı koparamamışızdır.' Tıbbi nosyonu olan bir kitap okurken temel aradığım gerçek hayattan izler taşımasıdır.Beni kavrama ve bilgiye boğmaktansa daha çok örneklerle kafamda canlandırmama yardımcı oluyorsa o kitabı sevmem zor olmuyor.Gelgelelim Neden Canımız Yanar öyle bir kitap ki; hem bilgilendirmeleri basit açıklamalarla çok güzel yapıyor, hem vakalarla örnek veriyor, hem de ağrıda kullanılan tedavilerin nasıl doğduğuna, nerelerden geldiğine dair demeçler veriyor.Bunun yanında ağrının felsefesine, dinle ilişkilendirmesine dair de güzel notlar aldım kitaptan.Anestezi ve Algoloji ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap bence. 'Tıbbi tedavinin elindeki gerçek yetki, yaşamların kurtarılması değil, hastaların rahat ettirilmesidir.'
Neden Canımız Yanar?Frank T. Vertosick Jr. · Tübitak Yayınları · 2011100 okunma
8/10
·292 syf.··
2019 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2019 17:11
'İyi tarafından bakalım. Mutlu bir adamım ben.' Sonunda 'pek beğenmedim, bana göre değildi' gibi eleştirilere ve önyargılara kulak asmayıp bitirdiğim kitap.İnsanın bir kitaba, kitabın karakterlerine ısınması zaman alıyor.Kendini ne kadar karakterlerle özdeşleştirebilirsen, kitapta ne kadar hayatından izler bulabilirsen o kadar seviyorsun onu da. Kitabın adını görünce Murat Menteş gibi absürd komedi olduğunu sandım aslına bakarsanız.Birisine doğumgünü hediyesi olarak kitap alacaktım ve önerilerde bunu görmüştüm.Yorumları beğenip Tarık Tufan'ı araştırmam üzerine aldım kitabı.Hatırası büyüktür.Gelgelelim kitap hiç de güldüren cinsten çıkmadı.Kitap konuları ayrı cephelerden anlatıp sonlara doğru birleştiriyor, bazıları bunu yorucu bulabilir, bense pekiştirici buldum.Karakterin içsel konuşmalarını ve bunun abartılı oluşunu her ne kadar esprili olmasa da çok sevdim.Baki Semih'in ve Remzi'nin annesinin hikayeleri yine bence kitabın en can alıcı noktalarıydı.Zaten hikayeyi okurken Şeyh'in oğlundan ziyade diğer karakterlere odaklanıyorsunuz, Şeyh'in oğlu da adam olsun mutlu olsun diyorsunuz ama kendi tabiriyle 'Bir adamın kendi gidişiyle başlayan hiçbir hikaye geri dönüşle sona ermiyor.Gerçekten gidebilmek böyle olsa gerek.' gibi bir durum söz konusu.Güzel bir kitaptı, aslında güzel de bir absürd komedi kitabı olabilirdi, kısacası siz Şeyh'e Tarık Tufan'a milletin lafına takılmadan okuyasınız varsa okuyun gitsin.Pişman olmayacağınız temennisiyle
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20178,7bin okunma