Bakın, kadın cinayeti gündeminde istisnasız gördüğüm şey "Sesimizi Duymuyorlar" sloganı. Ya hu güldürmeyin beni.😂 Kim sesinizi duymuyor? Herkes duruyor. Herkes. En alçaktan en zirveye herkes duyuyor. Sorun sesinizi duymamaları değil, sorun sizin yanlış ifade edişiniz. Sorun, sizin anladıkları dilden konuşmayışınız. Sorun, sizin "sorun"u değil "acı"yı haykırışınız. Sokaklarda bir 20 yıl daha bu şekilde protesto etmeye devam edin; imzamı atarım ki değişen tek bir şey olmayacaktır. Lakin bir şeyleri değiştirebiliriz, inanın bana buna gücümüz yetebilir. Yeter ki silahımız zeka olsun. Yenemeyeceğimiz ne bir topluluk ne de "iktidar" kalır. Bir şeylerin değişmesini istiyoruz, adalet istiyoruz, hak istiyoruz, hukuk istiyoruz, yönetimin ses çıkarmasını istiyoruz. Kusura bakmayın, yönetim bu tür haykırışlara ses çıkartmaz, kulak tıkarlar ki öyle de oluyor. Siz de kulaklarını isteseler de tıkamayacakları şeyleri bağırın. Bakın, kadın ve çocuk cinayetlerine karşı yapılan protestoların amacı, tek tek olayların vahşetini sergilemek değil, bu ölümlerin neden tekrarlandığını görünür kılmak olmalı. Cinayetlerin işleniş biçimine odaklanmak, sorumluluğu faillerin bireysel kötülüğüne indirgerken, bu suçları mümkün kılan siyasal ve hukuki zemini geri plana itiyor. Oysa mesele "nasıl öldürüldükleri" değil, neden korunamadıklarıdır. Belki de şu düşüncem için linç yiyeceğim, pek de umurumda değil: Bana göre bir kadının zehirlenerek öldürülmesiyle, 100 yerinden bıçaklanarak öldürülmesi arasında fark yoktur. Bir kadının nasıl öldürüldüğü değil, öldürüldüğü gerçeği utançtır; yöntemi değiştirmek acıyı azaltmaz. Adalet istiyorsanız acıya değil hükmüne bakın. Ölüm ölümdür, şekli hükmünü değiştirmez. Bu cinayetlerin temelinde bireysel canilikten çok daha fazlası var, caydırıcı olmayan yasalar,