"Allah'ın cennetine koşun!' ayetini biz de dinliyoruz. Nasıl oluyor ki dün dinleyen elindeki hurmayı bırakıp koşuyor da biz yemeğe devam ediyoruz!
Neyi kaybettik? 14 asırdır değişmeyen namazın şekli bizi niye değiştiremedi?
Kur'an-ı Kerim asırlardır değişmeyen hükümleriyle ilk günkü cehennem tehdidi, cennet vaadiyle kalplerimizi neden diriltemedi?
Gözün şükrü; Allah'ın haramlarına bakmamak, çirkinliklere karşı gözü yummak, iyi ve helale bakışı kontrol etmektir. Kulağın șükrü; Allah'ın yasaklamış olduğu söze, müziğe, gıybete, yalana tıkalı olmasıdır. Midenin şükrü, hamd etmektir. Bedenin șükrü, ibadetleri eksiksiz yerine getirmektir. Kalbin şükrü, Allah'a ve Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme imanla dolu olmasıdır. Allah'ın saygısını sadece kendisinin bildiği tüm nimetlerine karşı şükürde esas olan, nimet şımarığı olmamaktır.