Bundan sonra bir "sokak süpürücüsü" olarak hayatına devam edeceksin. Böyle buyurdu Meclis! Belki tüm toplumun hayat standartları yükseltecek parlak fikirlerin ve taptaze bir beynin var ama kimin umurunda? Hatta bu farklılığı gizlemeyi başaramazsan cellatlar sonunu hazırlamaya hazır ve nazırlar. Statükonun dışında bir fikre sahip olmak yasak. Toplumun geri kalanından yaratıcı, zeki hatta uzun boylu bile olmak yasak. Bunlar birer kusur, bunlar birer lanet! Şu an sana tanımlanmış görevinin dışında bir şeyle uğraşıyorsan Meclis'in gazabına uğramak üzere olabilirsin, aman dikkat! Şu an bu metni yazıyorsam iflah olmaz bir suçluyum...
Evet, toplum olmuş bir koyun sürüsü ve güdülmekten pekala memnun. Peki, sürüden ayrılırsam kurt kapar mı beni? Toplum bir orkestra, ben de içinde varlığı hissedilmeyen bir tını mıyım yoksa yokluğumda orkestrayı kuru gürültüden ibaret bırakacak mihenk taşı mı? Belki de hepsinden öte beni anlamlı kılan bir orkestrada olmak değildir. Belki de ben bir birey olarak hayatın tüm ritmini ve anlamını içimde barındırıyorumdur kim bilir?
Kolektivizm, Sosyalizm, Komünizm vs. pek çok fikir akımının üzerini çizip karşısına sadece bireyi ve onun egosunu koyan bir anlatı var karşımızda. Ama burada birey öyle sokakta rastlayabileceğimiz sıradan bir vatandaştan ziyade bir nevi "üst insan" tanımı olarak veriliyor. Eğer gerçekten topluma ışık tutabilecek kapasitede biri olarak doğmamışsanız bu kurguda çok da bir şansınız yok gibi. Eh olsun, en nihayetinde birilerinin de sokak süpürücüsü olarak kalması gerek değil mi (!)
"Ahlaktan yoksun kişilerin, iyi insanların erdemine ve güçsüzlerin, muktedir insanların kuvvetine el uzatmasını; ahmakların, düşünen kafaların irfanına ortak olmasını temin eden şey bu "Biz" kelimesidir. Bütün eller, en kirlisi bile el uzatabilecekse saadetimin ne kıymeti olabilir?"
"Ve kardeşlerimin sevgimi kazanmak için sırf doğmuş olmaları yetmez, daha fazlasını yapmalılar. Sevgimi hiç kimseye sebepsiz yere vermem, her yoldan geçene sırf istedi diye sevgimi bahşedemem. Ben insanları sevgimle şereflendiririm."
Pek de rasyonel olmayan bir egoizm sanki
"Etrafımdaki şeylerin anlamını bilmeyi dilemiştim. O anlam benim. Var olmanın bir ispatını bulmak istiyordum. Var olmak için ispata ihtiyacım yok, varoluşum için bir onay sözcüğüne ihtiyacım yok. İspat da onay da bizzat benim."