Naz

Naz
@Nazgitbasimdan
Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir.
7/10
·216 syf.··
2025 2. kitabı
Başlangıçta belirtmek gerekir ki bu, Kuru Kız özelinde bir inceleme olmaktan ziyade kitabı okurken kapıldığım düşüncelerin bilinç akışından hallice ortaya konulmasıdır. Bilmiyorum, ben mi her kitapta ısrarla bir üst insan anlatısı arıyorum yoksa kader mi tüm üst insan anlatılarını karşıma çıkarıyor hatta yoksa aslında tüm kitaplar, özünde bir yerlerde bir üst insan anlatısından mı temel alıyor? Demokrasiye de çok inanmıyorum, bunu amfide söylesem muhtemelen bazı diğerleri gibi sivri eleştiri oklarıyla vurulacağım ama özünde aristokratik bir grubun varlığı bana çok korkunç gelmiyor. Kimseyi aşağılamak için söylemiyorum ve ben de o aristokratlardan biri olacağım da asla demiyorum. Aslında içten içe kendimi sorguluyorum, acaba diyor muyum diye. Ama yok hayır, vallahi de demiyorum. Ben kendimi daha çok Martin Eden'deki Ruth gibi hissediyorum. Entelektüel görülsem de öyle bir iddiam yok, olmak isterim -ki olunacak bir şey olduğunu da çok sanmıyorum, sadece bu yolda çabalanır-. Yollar... Bazı yollar vardır ki ulaşılmak için katedilmez, kimi yollar adımlandıkça ayaklar kutsanır. Kafamdaki ideale ulaşmaya çabaladıkça toplumdan kendimi soyutladığımı hissediyorum. Kimilerini hor görüyorum ve bu benim 8. büyük günahım. Böyle bir düşünce zihnimden geçtiğinde kendimden iğreniyorum. Ama asıl şaşırtıcı kısmı, hem kendi içimde sesini kısamadığım bir egoyu hem de aşağılık kompleksiyle boğuşan bir biçareyi taşıyorum. Bir ruha iki beden nasıl sığar? Gerçi sığdırıyorlar, buna da aşk diyorlar ama mühim değil. Dedim ya, Ruth'um diye. Bundan rahatsız olsam da bunu değiştirecek motivasyonu bulamıyorum kendimde. Dünya telaşeleri, yoğun olmam gerektiğine inandırıldığım müsaitlik de bir yandan, aslında hiçbir şey yapmıyorum. Bir tweet bile insanı üzebilir. Okumuyoruz, gerektiği kadar
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·196 syf.··
2023 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2023 20:34
"Erkekle kadın başbaşayken erkekte kadının çocuksu ağzını öpmek için yenilmez bir arzu uyandıran şeyin çoğu zaman kadının söylediği safça, hatta budalaca bir cümle olduğunu, kadının da erkeği en çok onun en ciddi, en sarsılmaz şekilde mantıklı olduğu sırada sevdiğini kim söylemişti?" Aklıma Eduard Einstein Vakası 'ndan bir kesit geldi. Einstein, Zürih Federal Teknoloji Üniversitesinden sınıf arkadaşı Mileva Maric ile evlenmek istediğinde ailesi "Sen bir kitapsın, sana başka bir kitap değil bir kadın lazım." diyordu. Bir kadından beklenilen zeki, kültürlü olması değil aksine hafif tabiri caizse salak olması... Kültür, coğrafya, yüzyıl çok da değiştirmiyor gibi bu kanıyı. Belki bu çıkarımı yapmak için dar bir örneklem ele alıyorum, geniş çaplı bakmak gerekir ama yine de umutsuz duruyor tablo... Yazık.
İklimlerAndre Maurois · Helikopter Yayınları · 20083,469 okunma
5/10
·360 syf.··
2023 12. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2023 11:45
Kitabı binbir zorluk çekerek bitirdiğimde, daha önce Kafka okumamış biri olarak Şato ile başlamamın oldukça talihsiz bir seçim olduğunun farkına vardım. Okumaya başlamadan önce kitabın Kafka hayattayken tamamlanamamış olduğu gerçeğinin farkında değildim. Bu yüzden bir sonuca bağlanamamış olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Normalde bitmemişlik hissi uyandıran kitaplarla ilgili hiçbir problemim yoktur hatta sonrasında finalini okuyucuya yazdırma şansı bıraktıkları için hoşlanırım da. Ama bu sefer öyle birdenbire bitiyor ki okuyucuya devam ettirebilmek için çok fazla seçenek sunmuyor. Zannımca bu kitaptan verim alabilmek için öncesinde tüm Kafka külliyatını devirmiş olmak gerekiyor. Aksi takdirde Kafka'yı özümseyememiş bir okur için, kitabın içinden çıkılmaz atmosferi oldukça sıkıcı bir hâl alıyor. En nihayetinde, benim için epey yorucu bir kitaptı. Defalarca kez bırakmayı düşünüp, defalarca kez umut bağlayarak bitirmeye çabaladığım bir kitap oldu. Bu açıdan başkarakterimiz K.'yı daha iyi anlıyorum. Kendisi de girift diplomasi ağında hedefine ulaşmaya çalıştıkça bir arpa boyu yol katedemeyen biri. Ah, ne çok ortak noktamız var!
ŞatoFranz Kafka · Olimpos Yayınları · 201912,3bin okunma
Birey ve Ego
9/10
·120 syf.··
2023 11. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2023 15:25
Bundan sonra bir "sokak süpürücüsü" olarak hayatına devam edeceksin. Böyle buyurdu Meclis! Belki tüm toplumun hayat standartları yükseltecek parlak fikirlerin ve taptaze bir beynin var ama kimin umurunda? Hatta bu farklılığı gizlemeyi başaramazsan cellatlar sonunu hazırlamaya hazır ve nazırlar. Statükonun dışında bir fikre sahip olmak yasak. Toplumun geri kalanından yaratıcı, zeki hatta uzun boylu bile olmak yasak. Bunlar birer kusur, bunlar birer lanet! Şu an sana tanımlanmış görevinin dışında bir şeyle uğraşıyorsan Meclis'in gazabına uğramak üzere olabilirsin, aman dikkat! Şu an bu metni yazıyorsam iflah olmaz bir suçluyum... Evet, toplum olmuş bir koyun sürüsü ve güdülmekten pekala memnun. Peki, sürüden ayrılırsam kurt kapar mı beni? Toplum bir orkestra, ben de içinde varlığı hissedilmeyen bir tını mıyım yoksa yokluğumda orkestrayı kuru gürültüden ibaret bırakacak mihenk taşı mı? Belki de hepsinden öte beni anlamlı kılan bir orkestrada olmak değildir. Belki de ben bir birey olarak hayatın tüm ritmini ve anlamını içimde barındırıyorumdur kim bilir? Kolektivizm, Sosyalizm, Komünizm vs. pek çok fikir akımının üzerini çizip karşısına sadece bireyi ve onun egosunu koyan bir anlatı var karşımızda. Ama burada birey öyle sokakta rastlayabileceğimiz sıradan bir vatandaştan ziyade bir nevi "üst insan" tanımı olarak veriliyor. Eğer gerçekten topluma ışık tutabilecek kapasitede biri olarak doğmamışsanız bu kurguda çok da bir şansınız yok gibi. Eh olsun, en nihayetinde birilerinin de sokak süpürücüsü olarak kalması gerek değil mi (!)
EgoAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20211,956 okunma
Üst İnsanlarla Karşılaşan Bir Garip Günümüz İnsanı
7/10
·216 syf.··
2023 1. kitabı
Öncelikle ilk defa bir Amin Maalouf kitabı okuduğumu belirterek başlamalıyım sanırım. Yazım tarzını bilemediğim için belli bir beklentim yoktu. Normalde distopya türünde yazan bir yazar değilmiş ancak -bir distopya için fazla iyi niyetli oluşunu göz ardı edersek- yazarın bu türe ait yabancılığını hissetmediğimi söyleyebilirim. Oldukça akıcı bir üslubu vardı. Gelelim kitabın içeriğine. Kitabın temelinde bana kalırsa bir alt-üst insan çatışması yatıyor. Aslında bir çatışma olduğu söylenemez tek taraflı bir reddediş daha çok. Üst insanlar birdenbire alt insanın dünyasına dahil oluyor ve beraberinde gündemimizi meşgul eden mühim dertlerimizin aslında ne kadar da baştan savma şeyler olduğuna işaret ediyor. Bizim kapısını aralamamızı bekleyen nice gelişim imkanı dururken alt insanlar olarak birbirimizle ettiğimiz kavgalar, yerimizde saymamıza neden olan nice balon bir bir patlatılıyor. Yok efendim, iktidar mücalesiymiş, ırkçılıkmış, savaşmış... Bunların barbarca ve basit bir hayvansal güdülenme olduğu, üst düzey bir uygarlık seviyesinden, günümüz medeniyetine bakıldığında neanderthal kavgası gibi gözüktüğünü gözlemliyoruz. Ama bu durumun bizzat içinde olan bir alt insan neler hisseder? Birdenbire alıştığı düzenin yıkılıvermesi ve ne kadar zavallı olduğunun farkına vardırılması... Karanlığa alışmış bir insanı gözüne dikilen bir fener elbetteki rahatsız eder. The Fountainhead'te geçtiği gibi "Bir domuz ahırına bir tutam güneş ışığı düşerse bize oradaki pisliği gösteren o ışıktır, suçlu olan da o ışıktır." Peki bu alt insan ne yapmalı, bu hayatına dahil olan yeni yabancıları ilahlaştırıp onlara boyun mu eğmeli yoksa "Kurtarıcılarımıza Lanet Olsun!" mu demeli? Kitap boyunca karakterimizin yaşadığı bu ikileme şahitlik ediyoruz. Üst insana duyulan salt hayranlık ve bunun
Empedokles'in DostlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20216,5bin okunma