Bir yaz yağmuru yağdı içime
ezildi iri üzüm taneleri camlarımda
gözleri kamaştı yapraklarımın
Bir yaz yağmuru yağdı içime
gümüş güvercinler uçtu damlarımdan
koştu yalnayak toprağım
Bir yaz yağmuru yağdı içime
tramvayıma atladı bir kadın
ak baldırları ıslak
Bir yaz yağmuru yağdı içime
içimdeki kederi serinletmeksizin
Bir yaz yağmuru yağdı içime
ansızın başladı dindi ansızın
eski yerinde duruyor sıcaklık
kör demiryolunda paslı kalın
Nazım Hikmet
Sen yine de sev, değer ver, sâbret, bekle, ümit et, çabala, yürü, koş, dinlen, gülümse, güldür, yıkma, tamir et, gökyüzüne bak, kuşları seyret, akşam ezanını dinle, yağmurda yürü, çünkü sen böyle güzelsin.."
Golestan..
Tarihin bilinen en eski ikinci şarkısı.
Tam 1800 senelik, Aydın'da Tralleis antik kentinde bir mezar taşı üzerinde bulunmuş. Seikilos'un şarkısıymış.
"Işılda henüz yaşıyorken,
Gamı tasayı at bir kenara
Yaşam dediğin böyle kısayken
ve her şey yenik düşerken zamana.”
Şöyle iki dişe dokunan,
ciğere işleyen söz işitsem,
şöyle tatlı, basit,
mütevazı sözleri yine öyle tatlı
basitçe ifade eden bir musiki,
bir nağme duysam;
yok mu?..
Sait Faik